Teknoloji = İnternet mi?

Malumunuz Türkiye’de İnternet hızı ve teknolojisi zaman geçtikçe ilerlemesine rağmen, halen ciddi anlamda bir altyapı çalışması yapılmamaktadır. Umarım İnternet’i hızlandırma çalışmaları, bir süre önce gerçekleşen ve vatandaşlarımızın hayatını kaybettiği “hızlı tren” kavramına dönmez.

Büyük veya küçük ölçekli hangi şirket olursa olsun, bir ürünü pazara sunmadan önce kullanıcıların eğilimlerini ölçen pazar araştırmaları yapar. Apple’ın kurucularından biri olan Steve Wozniak, Kasım 2008 Capital Dergisi’nin 166. sayfasında yaptığı söyleşide de buna değinmiştir.

Birkaç ay önce özellikle İnternet kullanımı için annemden, “Ben bu işi öğrenmek istiyorum,” şeklinde bir talep aldım. Mevcut masa üstü ve dizüstü bilgisayarlar, yeni başlayan ve bu işi çabucak öğrenmek isteyen birisi için biraz kompleks kalıyordu. O dönemde Asus Eee kişisel bilgisayarlar henüz çıkmıştı ve ben de ilk olarak bunlara göz gezdirdim. Linux işletim sistemini kullanan modeli, maddi açıdan ucuz olduğu kadar, kullanım açısından da son derece kolay. 512MB Ramli, 4GB flash diskli ve linux işletim sistemli modelini satın aldım. Aradan birkaç ay zaman geçtikten sonra, aldığım bu bilgisayarın kullanımı tamamen İnternet (ve Skype gibi İnternet tabanlı programlar) üzerine yoğunlaştı. Evde kendi bilgisayarını açmaya üşenen aile bireyleri de dahil olmak üzere herkes ya e-postalarını kontrol ediyor ya da o anlık girmesi gereken İnternet sayfalarına giriyor. Şimdi soru şu: Teknoloji = İnternet mi?

Aldığımız Asus Eee kişisel bilgisayarı ile çok kompleks işler yapılamayacağını ben de kabul ediyorum. Ancak günümüzde İnternet bir hastalık haline gelmişken, acaba İnternet’te neler yaptığımızı bir düşündünüz mü? Bugün bir anket yapsak, pek çok kişi İnternet’i haber okumak, e-postalarına bakmak ya da anında mesajlaşma programlarına bağlanmak (MSN Messenger gibi) için kullandığını görürüz. Dolayısıyla ilk netbook üreticisi Asus‘un iyi bir pazar araştırması yaptığı aşikar. Hele hele netbookların mantar gibi bitmesi, çok satıldığının bir göstergesi.

Bilgisayar dergiciliğine ilk başladığım sıralarda, CD kullanımı henüz yaygınlaşma aşamasındaydı. Benden bir önceki jenerasyon yazar ve editörler, bilgisayar dergilerinde disket (hani 1.44mb kapasiteli kare şeklideki depolama aygıtı) verildiğini biliyorlardır. Fakat ne hikmetse, halen bu sektörde bulunan veya o dönemlerden yetişmiş yazılımcılar, şu anda büyük şirketlerde “duayen” konumundalar. Çünkü o dönemlerde bilgiye erişmek, Cumhurbaşkanı’na erişmek gibi bir şeydi. Hal böyle olunca, bir bilgi için ne kadar emek sarfediyorsanız, o bilginin de o kadar değeri oluyordu. Şimdilerde bilgiler havada uçuşuyor ve hangisine inanmak gerektiği ise tam bir muallak. Özellikle Türkiye’de kapatılan ağır top İnternet sitelerini düşünürsek, nerden ne şekilde bilgi edineceğimiz sorusu kafaları karıştırıyor.

Son olarak, “Teknoloji = İnternet mi?” sorusuna yanıtlarınızı bekliyorum. Benim kişisel görüşümü bir örnekle açıklayacak olursak: Para hayattaki en önemli şeylerden biridir, ama parayla uzun vadede her şeyi satın alamazsınız. Bunu İnternet’e uyarlayacak olursak: İnternet bilişim konusunda en önemli şeylerden biridir, ama bilişim hayatımız İnternet’ten fazlasıdır.

Yorum Yaz