Etiket Arşivi: Yaşam

Erkekleri Sinir Eden Kadın Huyları

  1. Erkekler her şeyden önce kadının kadınsılığını, yumuşaklığını önemsiyorlar. Kesinlikle erkekleşmiş kadınlardan hoşlanmıyorlar.
  2. Sarhoş kadınlar onlar için çekilmez. Ölçüyü kaçırmamak onlar için önemli bir ölçü.
  3. Halter, güreş, boks gibi erkek sporları ile uğraşan kadınlar da beğenilmiyor.
  4. Çelişkili gibi görünse de erkekler ezik, fedakâr kadınlardan hoşlanmıyorlar. Otoriter kadın da erkekler dünyasında prim yapmıyor.
  5. Erkeklerin fikir birliği etmişçesine karşı çıktıkları bir başka nokta ise kadınlar tarafından “yolunacak kaz” yerine konulmaları. İşte buna kesinlikle dayanamıyorlar.
  6. Bu arada erkekler dünyasında aşırı makyajlı, aşırı takılı kadınlar da out!
  7. Giydiğini yakıştırmayan kadınlar da itici bulunuyor.
  8. Rüküş tabir edilen çorabı kaçık, eteği sökük kadınlara pek şans vermiyorlar.
  9. Aşırı sinirlenip bağıran çağıran kadınlar da ilgi görmüyor.
  10. İlginçtir, kadınlar tarafından dağınıklıkla suçlanan erkekler de dağınık kadınlardan hoşlanmıyor.
  11. Koku, erkeklerin en fazla takıldıkları konulardan biri. Nefis kokan kadınlara bayılan erkekler, kötü kokan kadınları itici buluyorlar.
  12. Aşırı kıskanç kadınlar da erkeklerin tüylerini diken diken ediyor.
  13. Sürekli alışveriş yapan kadınların da pek tutulmadığını söyleyelim.
  14. Soğuk kadınlar da erkekleri buz gibi soğutuyor.
  15. Paralarının hesabının sorulması yine erkeklerin dayanamadıklarından…
  16. Uzun tırnaklar genellikle erkeklerin çok hoşlanmadıkları kadın süslerinden biri.
  17. Çapkınlık kesinlikle erkeklerin tekelinde kalması gereken bir özellik olarak algılanırken, çapkın kadınlardan erkekler ciddi biçimde korkuyorlar.
  18. Kendilerini babaları, erkek kardeşleri ya da eski sevgilileri ile kıyaslayan kadınlara pek sıcak bakmıyorlar.
  19. Kadınların giyimleri, makyajları ve saçları ile uğraşmaları da erkeklerin anlam veremediklerinden…

Kaynak

İş Yerindeki Kadın-Erkek Adaletsizliği

Çalışan KadınKadın erkek ilişkileri her zaman ilgimi çeker. Ama olayın kadın boyutu daha çok ilgimi çekiyor. Kadınlar karışıklar… Hal böyle olunca da erkek-kadın ilişkileri acayip ilginç bir boyut alıyor. Bir cafeye gittiğinizde bir kenarda ciddi tartışma içindeki bir çift görürken, diğer tarafta el ele göz göze diz dize bir çift görebiliyorsunuz.

İş yerindeki kadın erkek ilişkileri de ilginçtir. Genel olarak iş yeri dendiğinde, günde en az 8-9 saat çalışılan ve bu süreç içerisinde genel olarak aynı insanları (pazarlamacı değilseniz) gördüğünüz bir yerdir. Can sıkıntısı insana pek çok şey yaptırabileceği gibi, sapık zihniyetli olmak da sonuçları felaket olan eylemlere sürükleyebilir insanları… Burada “sapık” dediğimde, sonuca sadece erkek cephesinden değil, kadın cephesinden de bakmak lazım. Kadınlar kırdıkları cevizleri “Karda yürü ayak izini belli etme” prensibine sıkı sıkıya bağlı kalarak yaptıkları için bizler aslında neler olduğunu pek bilmeyiz, suçu hep erkeklere atarız.

Her ne kadar Türk toplumunda kadınların bastırıldığını düşünsek de, aslında erkek de benzer bir pozisyondadır. Biyolojik açıdan bakıldığında, erkekler sürekli testosteron salgıladığı için sürekli cinsel yönden uyarılmış şekildedir. Hal böyle olunca “sapık” dediğimiz zaman ilk akla gelen erkeklerdir, ama bu onların suçu değil, yaratılışıyla ilgilidir. Dolayısıyla erkek sürekli olarak cinsel ilişkiye hazırdır. Türkiye’de ortalama evlenme yaşına göre erkek 26, kadın ise 22 yaşında evleniyor. Türk örf ve adetlerine göre Türk erkeği, bu hazır cinsel beklemeyi tam 26 yıl sürdürür. Ben burada genel anlamda konudan bahsediyorum yoksa evlenmeden cinsel ilişkiye girmeyen yok mu? Var… Ancak evlenmeden haftada ortalama 3 kez cinsel ilişkiye giremeyen erkek, yine biyolojik açıdan cinsel anlamda tatmin olmaz. Haftada 3 kez cinsel ilişkiye girebilmek için de ya çok paranızın olması ya da bunu kabul eden bir sevgilinizin olması gerekir. Genel yüzdeye baktığımızda, bu durum da pek sık yaşanan bir şey değildir, azınlık olarak kalmıştır. Genel olarak erkek cinsel ihtiyacını masturbasyon yaparak giderir. Dolayısıyla bu konuda, toplum içinde erkeğin üzerinde de bir baskı vardır.

Aslında bahsetmek istediğim konu bu değildi, ama bağlanacağı yer anlamında önemli…

İTİRAZIM: Yaz aylarında kadınlar iş yerlerinde mini etekli elbiselerle (sırt-göğüs dekolteli de olabilir) rahat rahat dolaşabiliyorken neden erkekler şort giyemiyor? Bu noktada şu ana kadar çalıştığım hiçbir şirketten “yeterli” açıklama alamadım, hep genel olarak iş yeri kıyafeti için uygunsuz olacağı yönünde açıklama yapıldı. İyi de kadın için niye uygunsuz değil?

Bence işin aslı şu: Bazı iş kolları hariç, genel olarak şirket çalışanlarında ağırlık erkeklerdedir. 8-9 saat benim kıllı bacaklarıma bakmaktansa, düzgün bacaklı bir çalışanın bacaklarına bakmak, herhalde daha huzur ve huşu verici bir olay. Siz ne dersiniz?

Fark Burada İşte

Konu aslında insan evrimi ile ilgili. İki yıl önce yapılan bir kazıda 13 yaşındaki bir çocuğa ve 20-30 yaşlarındaki bir kadına ait kafatası, alt çene, kürek, köprücük, kalça, kaburga, kol ve bacak kemiklerine ait parçalar bulunmuş. Bu işlerde kullanılan tekniklerle (faunal, sedimentolojik ve palaeomagnetik) buluntuların 1,95 – 1,78 milyon yıl öncesine ait olduğu anlaşılmış. Şu anda kimileri bu fosillerin insanın atası olup olmadığını tartışadursun, bu yazıda bana göre daha önemli bir nokta var:

“Malapa’nın kuzeyindeki çökelti mağaralarında yapılan keşif, Güney Afrika Witwatersrand Üniversitesi’nden Lee Berger yönetimindeki ekibe ait. Berger’in 9 yaşındaki oğlu da bu ekibe dahil!

Lee Berger kim yahu dedim, adam Amerikalı çıktı (link burada). Olaya bakın yahu! Biz 9 yaşındaki oğlumuzu araba çarpar, toz topraktan mikrop kapar, ak olur, bok olur diye dışarı çıkartmayız. Sonra oğlumuz büyür 30 yaşında adam olur, ama ne yazık ki mal olur. Bir hobisi olmaz, okumayı sevmez, doğayla tek buluşma noktası mangal yapmak üzere programlanmıştır. Sıradan bir memur ya da işini sevmeyen biri olur, bütün hırsını da çevresinden çıkartır. Trafikte diğer sürücülerden, evde ailesinden vs. İşte kafa farkı burada beyler bayanlar, görün, anlayın artık! Hele hele bu yaştaki kız çocuklarını okula göndermeyen zihniyetlere ne söylesem azdır. Sövsen de dövsen de anlamaz bu zihniyet…

Kaynak: NTV BLM, Mayıs 2010

Askerden Merhabalar…

Ey ahali!

Askerden sizlere ilk kez sesleniyorum… Daha önce nerede olduğumu belirtmiştim, hatırlatayım: Çanakkale/Gelibolu/Dirikköy’de bulunan ve duyduğumuza göre “mezarcı” olarak tabir edilen İstihkam Alayı’ndayım. Geçtiğimiz hafta itibariyle bölük yazıcısı olarak aktif görev üstlenmeye başladım :) Kara Kuvvetleri Denetlemesi olacağı için sürekli spor konusunda tabir caizse “yardırıyoruz”. Perşembe günü 6 km’ye yakın koştuk örneğin. Benim gibi hayatı bilgisayar başında geçmiş biri için ilk başlar zorlu oldu, ama artık tempoya alıştım :) Daha söyleyecek çok şey var, ama bi’tanem webcamde beni bekliyor :) Tekrar görüşmek dileğiyle, sevgiler…

Askerlik

1 Aralık 2009 itibariyle, “izinli asker” durumundayım :) Yaklaşık 10 saatlik bir “ilk gün” askerliğinden sonra 12 Aralık 2009′da teslim olmayı bekliyorum. Yer henüz belli değil, 9 Aralık öğleden sonra ya da 10 Aralık sabahtan itibaren öğrenilebilecek…

Bu arada 2 ve 3 Aralık’ta sınava girecekler varsa tavsiyem, mümkün olduğunca erken gidin. Ben Ankara Zırhlı Birlikler Okulu’nda sınava girdim ve sabah saat 7′de sıraya girmeme rağmen 617 sıra numarası alabildim.

Einstein’a Kulak Verelim

Albert Einstein: “Sadece iki şey sonsuzdur, evren ve insanın aptallığı. Hangisinin önce geldiğinden emin değilim.” – Orjinali: “Only two things are infinite, the universe and human stupidity, and I’m not sure about the former.”

Eğlence Vergisi Diye Bir Şey Varmış

İnanmayan buyursun fotoya baksın:

Sinema BiletiGarip bir memleketiz vesselam. Eğlenmek için eğlence vergisi, çöp atmak için çöp vergisi, karanlıkta kalmamak için aydınlatma vergisi (şimdi bunlar çevre temizlik vergisi adı altında toplandı), araba sürebilmek için TRT katkı payı (bunu hiç anlamadım, benzin ya da mazotu TRT mi getiriyor?) vs vs… Yakında osurabilmek için osuruk vergisi, burnunuzu karıştırabilmek için burun vergisi (çevre temizlik vergisine dahil edebilirler aslında :)) zart zurt çıkarsa da şaşırmamak lazım. Hatta yürümek için “ayak bastı vergisi” de fena olmaz…

Ah Canım Vah Canım!

Bu haberi İnternethaber sitesinde okudum. Yazının orjinali burada. Ben özetliyorum:

* Japonca’da Nippon olarak adlandırılan Japonya; Güneşin doğduğu ilk yer anlamına gelir.

* Bir çok küçük adadan oluşan bu ülkenin yüzölçümü toplam 377.835 km. Nerdeyse Türkiye’nin yarısı kadar olan bu ülkenin nüfusu ise Türkiye’nin 2 katı.

* Japonların yaş ortalaması ise 42,3.Türkiye’ de bu oran 27,3 olarak hesaplanmış (Genç ve işsiz bir nüfuzuz. Keşke bir de yöneticilerin yaşları için araştırma yapsalardı. Herhalde bu sefer tam tersi çıkardı)

* Japonlar eğitimi herşeyin üzerinde tutuyorlar. Bu ülkede lisede 7 öğrenciye 1 öğretmen, ilkokulda 2 öğrenciye 1 öğretmen, anaokulunda ise 1 öğrenciye 2 öğretmen düşmekte. (Bizde liselerde bir sınıfa 100 öğrenci düşer. Çok iyi hatırlıyorum, ağabeyim lisedeyken okula erken gidip “yer kapardı”. Ben bu açıdan biraz şanslıydım, Çankaya Atatürk Anadolu Lisesi’nde okudum)

* Dünyanın en pahalı şehirlerine sahip Japonya’da 1 dilim kavunun fiyatı 1 ABD doları. Ülke kurbağa bacağı ithalinde ise birinci sırada. (Bizde kavun karpuz, meyve sebze dünya standartlarına göre oldukça ucuz. Zaten ucuz olduğu içindir ki, yemediklerimizi ya da artıklarını piknik alanlarında bırakıyoruz. Pahalı olsa o kavunun kabuklarını bile öğütüp bir tarafımıza sürmez miyiz?)

* Türkiye’nin yüzölçümü olarak yarısı kadar olan ülkede toplam otoyol uzunluğu; 1.161.894 km. Ülkemizde ise bu rakam; 8.607. (Yorum yapmama gerek var mı? Hızlı trenlerini işin içine katmamışlar bir de)

* 127.333.002 nüfuslu Japonya’da günlük gazete satış oranı; 60 milyon civarında. Evet yanlış okumadınız günlük gazeteler 60 milyon satıyor. (60 milyonu nüfusa böylerseniz, kişi başına ortalama 0.47 gazete düşüyor. Yani yaklaşık iki kişiden biri gazete okuyor. Bizde de gazete çok okunur, özellikle iddaa eklerinin olduğu günler)

* Topraklarının %69′ unu ormanlık alanların oluşturduğu ülke topraklarında; aile tipi konutların büyüklüğü ortalama 42 metre kare , kiralık tipi konutlar ise 14 metre kare… 120 metre karelik daireleri küçük bulan Türk halkına duyurulur… (Minimalist bir yaşamı sevdikleri ortada. Dünya teknoloji devi, ama 42 metrekare evde yaşıyor. İstese 300 metrekare katlanabilir ev yapar, tüm dünya da ağzı açık bakar. Ama uzayda gereğinden fazla hacim kaplamak niye?)

* Japonya’da internet kullanıcısı tahmini 57,2 milyon olarak tahmin ediliyor. Türkiye’de ise bu rakam; 4,9 milyon. (Türk Telekom sana duyurulur… Ayrıca şu gazete satış rakamları ile ilgili olarak bu maddeyi de bağlayabiliriz. Bizler “Aman ya ne gerek var, İnternet üzerinde beleşe gazete okuyoruz zaten” demiyor muyuz? Zaten İnternet’i gazete okuma, MSN’e girme ve bahis oynama alanı yapmadık mı çoktan? Uyanın ey ahali!)

* Dünyanın en çok döviz rezervine sahip olan ülkede işsizlik oranı; yüzde 5,2. (Türkiye’deki işsizlik oranını tam olarak bir türlü bilemiyoruz. Neden? Çünkü yönetici İstatistik Kurumu’na diyor ki: Az göster kardeşim, rezil etme bizi. Eh o da devletin bir kurumu, devlet babayı dinlemeyecek de ne yapacak? Evlatlıktan reddederler mazallah adamı!)