Etiket Arşivi: Teknoloji

Teknovole.com’u Kurduk!

9 yıla yaklaşan bilgisayar dergiciliği tecrübesiyle, uzun zamandan beri yapmayı planladığım işi sonunda hayata geçirebildik. Çoğul konuşuyorum çünkü bu işi tek başıma yapmam imkansızdı. Yayıncılık bir ekip işidir ve ancak bu işten keyif alanların yapabileceği bir meslektir. Şu anda ekibimizde bu işten keyif alan tam 6 bilgisayar mühendisiyiz. Bakın bu noktanın altını çizmek istiyorum: Bilgisayar Mühendisiyiz. Yani sadece İngilizce bilip, sağdan soldan araklama yazıları Türkçe’ye çevirip yayınlamıyoruz. Biz bu işin mutfağından geliyoruz, bilgi ve tecrübelerimizi sizinle paylaşıyoruz.

Teknovole.com ‘u ciddi anlamda takip etmenizi tavsiye ederim çünkü yayın yönetmeni ve kurucularından biri olmama rağmen Teknovole.com ‘da okuyacak bir şey bulabiliyorum; benim de ilgimi çeken yazılar oluyor.

Teknovole.com‘u anlatacak olursam… Bunun için Teknovole.com‘da “Hakkımızda” diye bir bölüm açtık. Oraya yazdıklarımızı, buraya aynen yapıştırıyorum:

Biz Kimiz?

Hakkımızda daha detaylı bilgiye bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Ama özetlemek gerekirse, biz bu işin mutfağından çıktık: Hepimiz Bilgisayar Mühendisiyiz!

Ne Yapmaya Çalışıyoruz?

Amacımız bilişim ve teknolojiyi herkesin anlayabileceği bir şekilde anlatmak. Teknovole.com’da herkes kendine göre bir şeyler bulabilir. Soğuk yayıncılık anlayışından uzak kalarak, gerek okuyucularımızın gerekse de editörlerimizin karşılıklı olarak insan olduğumuzu unutmadan güzel diyaloglar kurarak sizin bilişim ve teknolojilerini sevmenizi; sadece kullanıcı cephesinde değil bir şeyler yapanlar tarafında da bulunmanızı amaçlıyoruz.

Neyi İddia Etmiyoruz?

Bizler edebi metin yazarları değiliz, Teknovole.com da edebi bir eser değil. Bilişim ve teknolojileri dünyasının yaygın dili İngilizce. Elimizden geldiğince bu terimleri Türkçeleştirmeye çalışıyoruz. Ancak bazen takıldığımız noktalar oluyor. Bu noktalarda da parantez içinde ne anlama geldiğini anlatmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla Teknovole.com’da saf bir Türkçe kullandığımızı iddia edemeyiz. Sürçü lisan ediyorsak affola.

Teknovole.com’un Farkı Nedir?

Bizler sürekli yabancı kaynakları takip ederek, yeni bir haber düşer düşmez “kopyala-Türkçeleştir-yapıştır” mantığı barındırmıyoruz. Elbette bu kaynakları takip etmemiz gerekiyor, nitekim bazı haberlerden başka türlü haberdar olmamız imkansız. Ancak bu haberleri olduğu gibi Türkçeleştirip sizlere sunmuyoruz. Kendimizden, bilgilerimizden ve tecrübelerimizden bir şeyler katarak haberi baştan yazıyoruz. Bununla birlikte sadece Teknovole.com’da bulacağınız özgün içerikler ve videolar hazırlıyoruz. Bunları yaparken mümkün olduğunca herkesin anlayacağı bir dilde, yalın ve kolay anlaşılabilir olmasına dikkat ediyoruz. Bizi rakiplerimizden ayıran en büyük özellik, editör kadromuzun bilişim ve teknolojilerinin mutfağından çıkmış olması, çünkü hepimiz bilgisayar mühendisiyiz. Şöyle düşünün: Ağrıyan dişinizi çekmesi için diş doktoruna mı gidersiniz yoksa kitaplarda okuduğu kadarıyla diş çekmeyi bilen komşunuza mı? Bilim adamlarının söylediklerine mi güvenirsiniz yoksa mahallenin delisinin mi? Seçim her zaman olduğu gibi siz değerli okuyucularımızın…

Teknovole.com’da Editör Olabilir Misiniz?

Kesinlikle evet! Ancak bazı şartlarımız var: Bilgisayar ya da Elektrik/Elektronik Mühendislerini kabul ediyoruz. Bununla birlikte dijital tasarım ya da 3B (3D’nin Türkçesi) üzerine yazı yazacaksanız ve/veya video hazırlayacaksanız bu koşulumuz bulunmuyor. Bilgiyi paylaşmayı sevmeli ve üreten tarafta olmayı amaç edinmeniz gerekiyor. Eğer kendinize güveniyorsanız, bizimle iletişime geçmeniz yeterli. Size en kısa sürede olumlu ya da olumsuz cevap vereceğimizden hiç şüpheniz olmasın.

Teknoloji = İnternet mi?

Malumunuz Türkiye’de İnternet hızı ve teknolojisi zaman geçtikçe ilerlemesine rağmen, halen ciddi anlamda bir altyapı çalışması yapılmamaktadır. Umarım İnternet’i hızlandırma çalışmaları, bir süre önce gerçekleşen ve vatandaşlarımızın hayatını kaybettiği “hızlı tren” kavramına dönmez.

Büyük veya küçük ölçekli hangi şirket olursa olsun, bir ürünü pazara sunmadan önce kullanıcıların eğilimlerini ölçen pazar araştırmaları yapar. Apple’ın kurucularından biri olan Steve Wozniak, Kasım 2008 Capital Dergisi’nin 166. sayfasında yaptığı söyleşide de buna değinmiştir.

Birkaç ay önce özellikle İnternet kullanımı için annemden, “Ben bu işi öğrenmek istiyorum,” şeklinde bir talep aldım. Mevcut masa üstü ve dizüstü bilgisayarlar, yeni başlayan ve bu işi çabucak öğrenmek isteyen birisi için biraz kompleks kalıyordu. O dönemde Asus Eee kişisel bilgisayarlar henüz çıkmıştı ve ben de ilk olarak bunlara göz gezdirdim. Linux işletim sistemini kullanan modeli, maddi açıdan ucuz olduğu kadar, kullanım açısından da son derece kolay. 512MB Ramli, 4GB flash diskli ve linux işletim sistemli modelini satın aldım. Aradan birkaç ay zaman geçtikten sonra, aldığım bu bilgisayarın kullanımı tamamen İnternet (ve Skype gibi İnternet tabanlı programlar) üzerine yoğunlaştı. Evde kendi bilgisayarını açmaya üşenen aile bireyleri de dahil olmak üzere herkes ya e-postalarını kontrol ediyor ya da o anlık girmesi gereken İnternet sayfalarına giriyor. Şimdi soru şu: Teknoloji = İnternet mi?

Aldığımız Asus Eee kişisel bilgisayarı ile çok kompleks işler yapılamayacağını ben de kabul ediyorum. Ancak günümüzde İnternet bir hastalık haline gelmişken, acaba İnternet’te neler yaptığımızı bir düşündünüz mü? Bugün bir anket yapsak, pek çok kişi İnternet’i haber okumak, e-postalarına bakmak ya da anında mesajlaşma programlarına bağlanmak (MSN Messenger gibi) için kullandığını görürüz. Dolayısıyla ilk netbook üreticisi Asus‘un iyi bir pazar araştırması yaptığı aşikar. Hele hele netbookların mantar gibi bitmesi, çok satıldığının bir göstergesi.


Bilgisayar dergiciliğine ilk başladığım sıralarda, CD kullanımı henüz yaygınlaşma aşamasındaydı. Benden bir önceki jenerasyon yazar ve editörler, bilgisayar dergilerinde disket (hani 1.44mb kapasiteli kare şeklideki depolama aygıtı) verildiğini biliyorlardır. Fakat ne hikmetse, halen bu sektörde bulunan veya o dönemlerden yetişmiş yazılımcılar, şu anda büyük şirketlerde “duayen” konumundalar. Çünkü o dönemlerde bilgiye erişmek, Cumhurbaşkanı’na erişmek gibi bir şeydi. Hal böyle olunca, bir bilgi için ne kadar emek sarfediyorsanız, o bilginin de o kadar değeri oluyordu. Şimdilerde bilgiler havada uçuşuyor ve hangisine inanmak gerektiği ise tam bir muallak. Özellikle Türkiye’de kapatılan ağır top İnternet sitelerini düşünürsek, nerden ne şekilde bilgi edineceğimiz sorusu kafaları karıştırıyor.

Son olarak, “Teknoloji = İnternet mi?” sorusuna yanıtlarınızı bekliyorum. Benim kişisel görüşümü bir örnekle açıklayacak olursak: Para hayattaki en önemli şeylerden biridir, ama parayla uzun vadede her şeyi satın alamazsınız. Bunu İnternet’e uyarlayacak olursak: İnternet bilişim konusunda en önemli şeylerden biridir, ama bilişim hayatımız İnternet’ten fazlasıdır.