Vay Başıma Gelenler!
Daha önceki blog yazımda, lisansı biten ESET Smart Security 3 ile ilgili verdim veriştirdim. Fikirlerimde ve düşüncelerimde halen bir değişiklik olmadı, yanlış anlaşılmasın. Yine o yazıyı yazdığım düşünceleri taşıyorum.
ESET Smart Security 3’ün lisansı bitti. Bir baktım, 30 gün deneme sürümüne de geçmedi. Mantık: “Eskiden müşterimizdin, artık olmasa da olur.” Genelde herhangi bir lisanslı yazılımı kullandıktan sonra süresi bitince, “demo” ya da “deneme” moduna geçer, ESET gibi işi bittikten sonra bir tarafınıza tekme atmaz. Tabii bunu görünce sövmelerim artarak devam etti. Çünkü planımda bu yoktu, ben 30 gün deneme sürümüne geçecek diye yeni bir antivirüs ya da Internet Güvenlik Paketi arayışına ve incelemesine girmemiştim. Sonra bir anda ESET ile Norton 2009’u kıyasladığımız inceleme konumuz aklıma geldi. Şu anda dizüstü olarak kullanmış olduğum bilgisayar, sistem kaynakları bakımından yeterince zengin olmadığından dolayı, hiçbir antivirüs yazılımının kaynak olarak 3 öğün yemeği olmak istemiyorum açıkçası. Kaynak kullanımını düzeyli derecede tutabilen her türlü antivirüs ile düzeyli bir ilişkiye açığım :) Neyse efendim, 2002 yılından bu yana kullanmadığım Norton Antivirüs 2009 hakkında acaba kötü bir şey diyen var mı diye arayışa girdim. Nereye baksam, “Aman Tanrım!”, “Muhteşem!”, “Verdiğiniz parayı hakediyor!”, “2009’un en iyi satın alınacak ürünü” türünden yorumları görünce, bir dönem bilgisayardan kaldırmak için bile ekstra program yüklemeniz gereken Norton’a karşı karışık duygular içerisine girdim. Dış görünüş bakımından hoştu, dikkatimi çekti. Ama kalbi nasıldı acaba? Huyu suyu? Zorlama ilişki istemiyordum açıkçası :)
İnsanlarda bir abatmadır gidiyor. İşte efendim şurası güzel, burası güzel, huyu suyu güzel, bilgisayarı kalbi kadar tertemiz yapıyor vs vs. Hoşlanmam giderek arttı ve Norton’un üreticisi Symantec’in İnternet sayfasında flörte başladık. Bu iş böyle olmaz, platonik aşık olamam, ben en iyisi teklif edeyim dedim ve Norton Internet Security 2009’u aldım bilgisayarıma kurdum. Tabii kurulum öyle kolay olmadı: “Adın ne, Sanın ne?”, “ Ne iş yaparsın?”, “E-posta adresin nedir?”, “Ürünü deniyorsun, ama sakata gelmeyelim, ben seni yeniliklerimden haberdar edeyim” şeklindeki soruları ve şıkları tamamladıktan sonra, Norton Internet Security 2009 ile birlikte olmaya başladık. Aman efendim o ne zerafet! Dırdır yaparak kafamı şişirmiyor, işe başladığımda mızmızlanmıyor, şöyle bir etrafı temizleyiver dediğimde süratine diyecek yok! Vay anasını dedim, bundan iyisi Şam’da kayısı!
Norton Internet Security 2009 ile 3 günlük birlikteliğimizin ardından ilk kavgamızı yaşadık. Güncelleme esnasında bilgisayarım kilitlendi. Olur böyle dedim, yeni gelin, sakarlığı bol olur. Hemen sistemi yeniden başlattım, kendine geldi. 4. günde yine bir sorun yaşadık, ama bu sefer yaptığı aptalcaydı! Güncelleme esnasında bazı paketleri yükleyemedi (olabilir), ama sonrasında sanki tamamen başarı ile güncellenmiş gibi uyarı verdi. “Sen ne saçmaladığının farkında mısın?” dedikten sonra, bilgisayarımı “masaüstü” (halbuki dizüstü) olarak algıladığını gördüm. İçimden yavaş yavaş söylenmeye başladım, “Dış görünüşe aldanmayacaksın arkadaş, biraz da zeka olması lazım”.
Birlikteliğimizin 5. gününde, tamamlamış olduğum projemin raporunu ciltlettirmek için (yaklaşık 120 sayfa) kırtasiyeye gittim. Bu kırtasiyede, yazıcı çıktısı alınan bilgisayarın virüslü olduğunu adım gibi biliyordum. Daha öncesinde bu bilgisayara taktığım parmak bellekleri (flash disk), sonrasında kendi bilgisayarıma taktığımda ESET mutlaka trojan uyarısı verirdi. “Ahaaaa, taze gelinin ilk testi işte bu zamandır” dedim. Yanımdaki 8GB’lık SanDisk Cruzer parmak belleğimi (flash disk), kırtasiyedeki bilgisayara taktım. Projemi bir güzel ciltlettirdikten sonra eve gittim. Bilgisayarımı açtım, virüslü ya da trojanlı olduğuna inandığım parmak belleğimi (flash disk), USB portuna taktım. Kısa bir bekleyişin ardından Norton Internet Security 2009’dan ses seda gelmedi. Alla alla dedim, ESET beni mi yiyordu acaba? Parmak belleği bir güzel Norton Internet Security 2009 ile tarattım, misler gibi tertemiz olduğunu söyledi. Konuyu o gün orda kapattım. Ertesi gün ofisime geldim. Ofisimde lisansı devam eden ESET Smarty Security 3 bulunuyordu. Olayı tamamen unutarak, sırf bir dosyayı parmak belleğe atmam gerektiğinden, parmak belleği ofis bilgisayarıma taktım. Zaaaaannnnnnnnkkkkk! Beklediğim trojan alarmı çıktı. ESET için “Ulen sen de beni yiyorsun herhalde,” dedikten sonra akşamında eve gittiğimde, kendi bilgisayarımda ne göreyim? Gizli sistem dosyalarını açamıyorum! “Dosya Özellikleri”ne giriyorum, seçeneği işaretliyorum, uygula diyorum:
(Resmin büyük hali için üzerine tıklayınız)
Uygulanır gibi oluyor, ama sonuç değişmiyor:
(Resmin büyük hali için üzerine tıklayınız)
Parmak belleğin bilgisayara takıldığında otomatik çalıştırılmasını, güvenlik riski teşkil ettiği için kapatmıştım, ama o da açılmış! Ne taksam otomatik açılıyor! “Hayıııırrrrrrrrrrrrrr!” diye haykırmadan önce, Norton Internet Security 2009’u bilgisayarımdan kaldırdım, ESET Internet Security 3’ün deneme sürümünü yükledim. Bir güzel güncelledikten sonra, trojan uyarıları teker teker gelmeye başladı:
(Resmin büyük hali için üzerine tıklayınız)
Sistemimde 2 NTFS (Windows XP ve yedek almada kullandığım bir alan), Linux için ext3 ve swap bölümleri ile 160 GB’lık Seagate marka harici diskim için, Linux bölümleri hariç teker teker uyarı geldi ve karantinaya alındı. Ya benim hayallerim?!
Tabii bu 6 günlük Norton Internet Security 2009 ile olan birlikteliğimin ayrılıkla noktalanması, arkadaş çevremde tebessümlere neden oldu. Konu antivirüs olunca, konuşanı da bol oluyor maalesef. Herkes futbol takımı tutar gibi bir antivirüs bellemiş gidiyor: Avast!, AVG, Kaspersky ve daha niceleri. Değerli okuyucular, ben bu antivirüs programlarının hepsini denedim. Güvenlik ilgi duyduğum alanlardan biri olduğu için de, sağdan soldan gördüğüm testlere değil, kendi testlerime güvenmeyi tercih ederim. Bunun için geliştirdiğim test programlarım da mevcut (Windows kayıt defterine değer atama, virüs maskeli exe dosyalarını çalıştırma gibi). Size kendi testlerimden birkaç bilgi vereyim:
Avast!: Belki de piyasada virüs bulabilen en iyi antivirüs programı. Ancaaaaak! Her şey bulmakla bitmiyor, temizlemesi de gerekli. Avast! temizleme konusunda oldukça başarısız. İnternet sitesi için buraya tıklayınız.
AVG: Hiçbir şeyi yakalayamadı, önsezi yeteneği yok denecek kadar az. İnternet sitesi için buraya tıklayınız.
Kaspersky: Evet güzel yakalıyor, güzel siliyor, ama hem dırdırı hem de sistem kaynaklarını yiyip bitirmesi bakımından tercih sebebim değil. İnternet sitesi için buraya tıklayınız.
Avira Antivir: Sistem kaynaklarını az kullanıyor, güzel yakalıyor ve siliyor. Ancak arayüzünü bir türlü sevemedim. Bana eski Kaspersky’yi hatırlatıyor. Internet Güvenlik Paketi’nin fiyatı da rakiplerine göre pahalı (ücretsiz olmayan versiyonu). İnternet sitesi için buraya tıklayınız.
BitDefender: Çok memnun kaldığım bir antivirüs programı. Hele Internet Güvenlik Paketi’ni kullanıyorsanız, başka hiçbir şey yüklemeye gerek yok. Ancak sistem kaynakları bakımından sıkıntı yaşamak istemiyorsanız, en az 1.5 GB belleğiniz (RAM) olmalı. Kaspersky’ye bu da yetmiyor. BitDefender’ı tavsiye ederim. İnternet sitesi için buraya tıklayınız.
Son olarak… Şu anda eski gözağrım BitDefender’ın gönlünü almaya çalışıyorum. ESET’le süren uzun süreli ilişkim sonrası kalbinin kırık olduğunu düşünüyorum. Bakalım sonumuz ne olacak? Çok mu ayran gönüllüyüm ne? :)





Son Yorumlar