Etiket Arşivi: google

Bir Dönemin Efsaneleri Perdelerini Kapattı

Google, iGoogle, Google Maps, Google Docs, Google Reader ve Google Groups gibi fikirlerin çıktığı ve geliştirildiği Google Labs’ı kapatırken; Apple da ABD’de 999 dolardan satışa sunduğu beyaz Macbook’a elveda dedi. Google’ın neden böyle bir şey yaptığı ile ilgili resmi açıklama olsa da aklım pek ermedi, ama Apple’ın doğru kararı verdiğini düşünüyorum. Nitekim taşınabilir bilgisayar gamında 3 farklı ürün yer alıyordu: Macbook, Macbook Pro ve Macbook Air. Genel olarak Macbook Pro almaya maddi olarak gücü yetmeyen kullanıcıların tercihi olan Macbook, özellikle kasa köşelerinin kolayca çatlaması ile tam bir hayal kırıklığı yaratıyordu. Apple, Macbook Air’in ABD fiyatını 999 dolara indirdi ve Macbook modelinin üretimine son verdi. Resmi Apple sitesinde ‘Mac‘ bölümüne tıkladığınızda da artık Macbook göremiyorsunuz.

Google Kimliğini Ne Zaman Bulacak?

Bunalımda veya günümüzün popüler söylemiyle depresyonda olan kişiler sürekli kendileriyle uğraşırlar (burada bunalım ile depresyon aynı şeylerdir demiyorum, farklı şeylerdir. Ama canı sıkılan ‘Depresyondayım’ dediği için atıfta bulundum). Özellikle bayanlarda saçını boyatma, kestirme gibi eylemler sıkça görülür. Bu bilindiği gibi kimlik bunalımının da getirdiği sıkıntılar olabilir.

Aynı şeyi Google’da görüyoruz. Özellik geliştirmek ayrı, sürekli tasarımla oynamak ayrı bir şeydir. Şimdilerde Google, üst kısma siyaha yakın bir koyu gri bant çekti (#2d2d2d, siyah: #000000), :hover, yani mouse ile üzerine gidince açık giri kutuculara boyadı, aktif olan Google servisinin üzerine kırmızı çizgi çekti, iç arama sayfalarında (ana sayfada arama yaptıktan sonra çıkan sonuç sayfasında) arama butonunun rengini maviye çevirdi, sol taraftaki ikonlarını gri tonlu olarak yeniden düzenledi:

Gri tonlar, birkaç yıldan beri Apple’ın imajında bulunuyor. Rengarenk elma logosunu da metalik gri elma logosuna çeviren Apple, web sitesi ve servislerinde genel olarak gri tonları seçiyor. Google’ın rengarenk logosu ile bu yeni tasarımlarında kesişme noktaları var. Mavi buton Google’ın ‘g’lerindeki mavi, aktif olan servisin üzerindeki kırmızı çizgi  ‘o’ ve ‘e’deki kırmızı. Ama artık şu kimlik bunalımından kurtulup, kendine bir yol çizmesinin iyi olacağı kanaatindeyim.

Cloud Computing ve Elden Giden Özgürlük

Cloud Computing (Türkçesi halen belli olmasa da, birebir çeviride ‘Bulut İşlemcilik’ gibi bir şey oluyor) hakkında detaylı bilgiyi daha önce bu yazımda vermiştim.

Peki ben neden şimdi paranoyaya bağladım? Bir önceki yazımda da bahsettiğim üzere Cloud iyi hoş da, şirketlerin bilgilerimize istedikleri zaman ulaşabilmelerinin, bunları saklamalarının vb. neresi güzel? İyi de nerden uyduruyorum bilgilerimizi aldıklarını? Manyak mıyım, paranoyak mıyım? Bilmiyorum, olabilir, hatta her ikisi de olabilir :) Ama bu karar size ait, önce ben görüşlerimi söyleyeyim hele bir.

Basit bir örnekle aklımdaki her şeyi açıklayacağım aslında. Dropbox’ı duydunuz mu? Özetle, İnternet üzerindeki hard diskiniz diyebiliriz. 2GB’a kadar ücretsiz, sonrası için fiyatlandırma var. Ben bu servisin müdavimlerinden biriyim çünkü iPad’e dosya göndermenin en kolay yollarından birisi. Nitekim Dropbox neredeyse bütün platformları destekliyor. Bu örneklendirmeyi çok basit sayılarda tutacağım ki, durumun vehameti daha çok belli olsun. Dropbox’ın 1024 tane kullanıcısı olduğunu düşünelim (geçtiğimiz yıl bu zamanlarda Dropbox 4 milyon kullanıcısı olduğunu açıkladı). 1024 x 2GB = 2048 GB = 2 TB . 2 TB (terabayt)’lık sabit bir diskin fiyatı bu yazıyı hazırladığım sırada en ucuz 185 TL idi. Tabii bu diski aldığınızda 2 TB’ı göremezsiniz doğrudan, 1.8TB civarı görürsünüz, üzerine ekleme yapmak lazım. Ama biz çok iyi niyetliyiz ya, Polyanna bizim yanımızda kendini tanıyamaz ya, o yüzden 2 TB olarak gördüğümüzü varsayıyoruz. Sonuç olarak neredeyse 1024 kişinin Dropbox’a maliyeti 185 TL. Bu gidere çeşitli platformlarda çalışan programı geliştirmek için yazılımcılara ödenen maaşlar, elektrik vs. dahil değil. Polyannacılık oynamaya devam edelim. Şimdi geçtiğimiz yıl 4 milyon olan kullanıcı sayısı bu yıl 5 milyon olmuştur. Bu 5 milyonun 1 milyon 24 bini beleş kullanıyor olsa, bu hesap 1000 ile çarpılmalı. Bu durumda bu kadar kişinin sadece depolama alanı olarak Dropbox’a maliyeti 185.000 TL, yani eski parayla 185 milyar lira. Bugün herhangi biri size çıkarıp 185.000 TL verir mi hiçbir şey yapmadan? Bırak milyarı, 1.8 TL verir mi? Yolda bile zor bulursunuz. Eee peki Dropbox keriz mi size bu kadar para veriyor, sırf sizi rahat ettirmek için? Üstelik az buz kişi de çalışmıyor gördüğümüz kadarıyla. Nereden geliyor bu değirmenin suyu? Ben size söyleyeyim… Evet paralı üyelerden de geliyor, ama çoğunluğu sizin kişisel bilgilerinizden geliyor. Oraya koyduğunuz dosyadan, hatta belki de dosya içeriklerinden Dropbox’ın bilgisi var. Bu istatistikler de zaman zaman birilerine servis ediliyor olabilir. Örneğin kişiler ‘yeme-içme’ dergilerine rağbet gösteriyorsa (yani bu tarz dergileri Dropbox’ına upload ediyorsa), bu bilgi yayıncılığa girmek ya da yeni bir dergi çıkartmak isteyen hali hazırdaki yayıncıların iştahını kabartacaktır. Düşünsenize, kamuoyu yoklaması yok, işin tutacağı garanti ve dolayısıyla risk de yok. Kim bu bilgi için para vermez ki?

Kişisel bilgi saklama deposu ve bu konuda en iştahlı şirketlerden biri olan Google ise, Chromebook (Chrome işletim sistemli netbook)’ta her şeyin Cloud üzerinden yapılmasını istiyordu, ama son anda çark etmesi gerekti. SDCard veya flash disklerle genişletilebilir yuvalar koydu. Tabii size bunun tanıtımını yaparken, ‘Bilgisayarınız çok hızlı çalışacak, program yüklemeye son!’ vs. gibi tatlı dillim güler yüzlüm davranıyorlar, ama ceylanın gözünü gördüğünüzde ‘Abooo’ diye kalıyorsunuz. Bunun kişisel (bakın kişisel diyorum, toplumsal demiyorum) olarak ciddi bir sakıncası yok. Birileri sizin bilgilerinizle dünyanın parasını kazanıyorlar, siz de cebimden beş kuruş para çıkmadı diye seviniyorsunuz :)

Microsoft’un da uzun zamandır Cloud işletim sistemi üzerinde çalıştığını biliyoruz. İnternet bağlantısı sayesinde hangi bilgisayarı açarsanız açın, kullanıcı adı ve şifreyle kendi masaüstünüzü kullanabileceksiniz. Süper gibi görünüyor değil mi? Peki kopya MP3’leri dinlerken bir gece ansızın gelirlerse, sizi don paça hapse tıkarlarsa ne yapacaksınız? Burada söylemek istediğim kopya müzik kullanımının iyi olduğu veya olmadığı değil. Kontrol mekanizmasından bahsediyorum. Her şey ‘birilerinin’ olmasını istediği gibi olacak, sizin istediğiniz gibi değil. İyi de Can birader, zaten Windows şu anda da kişisel bilgileri toplamıyor mu derseniz, topluyor da diyemem toplamıyor da… Nitekim Windows kaynak kodlarını açmıyor.

Sonuç olarak dünyada hiçbir şey bedava değildir. Az önce bir program izledim, adamın biri bakir bir adaya yerleşmiş, plajına şezlong, şemsiye koymuş ve 20 TL demiş. İstanbul’dan oraya yelkenli ile sefer düzenliyor, hem bu taşımacılıktan, hem açtığı lokantadan hem de plajdan para kazanıyor. Bazılarınızın aklına ‘Adama bak be! Acayip zeka varmış, girişimcilik abidesi’ lafları gelebilir, ama tamamen saçma! Buna iyi diyen zihniyet, zamanında Amerika Yerlileri’ne yapılanı da olumlu karşılar.

Siz zannediyor musunuz, oyunları, programları cracklerken her şey güllük gülistanlık? Hani saldırılar oluyor oraya buraya, bilmem kaç bin bilgisayar giriş yaparak patlattı siteyi deniliyor. O bilgisayarlardan birinin sizinki olmadığını nerden biliyorsunuz? Benim oğlum yapmaz diyen anneler gibi, benim bilgisayarım yapmaz deyip monitörünü mü okşayacaksınız?

Söylediklerime Kulak Verin

Daha önce kimse Google’da birinci sıra garantisi veremez dediğimde, bazı “çok bilmiş”ler, hadi len ordan sen ne biliyorsun ki dediler. Amaçları belliydi, benim gibi doğruları söyleyen insanları yıldırıp, teknoloji dünyasından uzaklaştırmaya çalışarak insanları kazıklamak. Ama yanlış adama çatıyorlar, farkında değiller :) Gözümü açtığımdan bu yana her zaman teknolojinin içindeydim, olmaya da devam edeceğim. Teknoloji benim hem işim hem de en büyük hobim. Dolayısıyla bu tarz insanlar avuçlarını önce bir açsın, sonra da güzeeeeelce yalasın. Gerek Teknovole.com‘da, gerekse de kendi sitemde doğruları söylemeye devam edeceğim.

İşte size bir örnek daha. Şirketimizin web sitesini 29 Ocak 2011 tarihinde yayına soktum. Bizim iş kollarımızdan biri savunma sanayi ve en çok da M113 araçları üzerine eğiliyoruz. İşte size 2 Şubat 2011 tarihindeki sonuç ve Google 1. sayfadaki sıramız:

19,500 sonuçtan, 1. sayfada ve 6. sırada çıkıyoruz. Sayfanın SEO (Search Engine Optimization – Arama motoru optimizasyonu), tasarım ve programlamasını ben yaptım.

Dolayısıyla işkembeden konuşan biri değilim. Sitenin yayınlandığı 5. günden itibaren önemli bir şirket kolu olan M113 yedek parça kelimesinin İngilizcesi ile 1. sayfaya siteyi taşıdım.

Bu doğrultuda herkese güvenmeyin diyorsam, bir bildiğim vardır.

Ubuntu 10.10′da (Maverick) Google Earth Çalışmıyorsa

Google Earth’i, Google’ın kendi sayfasından yüklediğinizi varsayıyorum (link burada). Ancak çalıştırmak istediğinizde ya ilk açılış ekranı donup kalıyor ya da hiçbir şey olmuyor. Bu durumda aşağıdaki komutu, komut satırına (terminal) yazın:

sudo apt-get install lsb-core

Hepsi bu kadar! Yükleme işlemi tamamlandıktan sonra Google Earth açılacaktır. Bende de aynı sıkıntı vardı ve bu işlemi yaptıktan sonra sorun çözüldü. Aşağıdaki ekran görüntüsü Shutter kullanılarak alınmıştır:

Google’ı Dize Getiren Ülke: Türkiye!

2.5 yıldır süren yasak, YouTube’un (yani Google’ın) nazlı bir açıklaması ile son buldu:

“Türkiye’de bazı kullanıcıların YouTube’a tekrar erişebildikleri bilgisini aldık. Bu gelişmeleri inceliyoruz. Türkiye’de kapatmaya neden olan videolarin siteden kaldırılması YouTube tarafindan değil, üçüncü bir parti tarafından mevcut ‘otomatik telif hakları şikayet’ uygulamamızı kullanılarak kaldırılmıştır. Bu şikayetin telif hakları politikamıza uygun olup olmadığı ile ilgili araştırmalarımız devam etmektedir.”

YouTube erkekliğe bok sürdürmeyedursun, öyle görünüyor ki gelecek günlerde yeniden YouTube yasağı ile karşılaşabiliriz. Tabii bu daha öncesinde görmediğimiz bir sahne değil, açılıp tekrar kapandığını gördük.

Bununla beraber YouTube IP bloğunda yer aldığı için bir süredir kapalı olan Google Earth’e erişim de açıldı. Benim gibi navigasyon cihazı kullanıp da bir türlü Bing ve Yahoo!’nun rezalet harita servislerinden koordinat alamayanlara duyurulur!

29 Ekim Google’da da Kutlanıyor

Aslında fazla söze gerek yok, resim yanda. Kimilerine göre Google bunu tamamen “politik” amaçlı “yaranma” olarak yapıyor, kimine göre de sırf eğlence için. 29 Ekim’de sayfasına böyle bir şey koymasa Google’ın incileri dökülmez, Türkiye’den bir Allah’ın kulu çıkıp da itiraz etmez. Ama yapıyor adamlar işte… Televizyona çıkıp da “Ben Atatürk’ü sevmiyorum” diyen oksijensizlere inat…

Garip Kelimelerle Benim Siteme Ulaşmak

Bütün sitelerimde Google Analytics kullanıyorum. Standart olarak ziyaretçilerin size hangi kelimelerle ulaştığını gösteren bir bölümü var. Bu zamana kadar genellikle günde 1 defa “at eşek ilişki” ya da “külotlu çoraplı kadınlar” ya da “kıllı a…nı açıp gösteren kadınlar” ya da buna benzer aramalarla siteme ulaşan mutlaka birisi var. Nasıl ulaşıyor, ben o aramada nasıl çıkıyorum anlayabilmiş değilim. Kadın-erkek ilişkileri üzerine yazıyorum, ama at eşek ilişkileri üzerine yazmıyorum ki?!

Bugün hem benim alanıma giren hem de biraz yadırgadığım bir arama ile siteme ulaşan biri olmuş: “Ankara’da Ubuntu Yükleyecek Birileri”. Güldüm :) Komik olan yüklemeyi bilmemek değil, Ubuntu sonuçta bir Linux dağıtımı ve işin içinde Linux kelimesini duyanlar her zaman çok komplike bir şey olduğunu zannediyor. Komik olan şu: Hangi aklı selim insan sitesine “Ankara’dayım ve çok felaket Ubuntu yüklerim” gibi bir şey yazar ki? Google’ı lambadan çıkan cin yerine mi koyuyoruz acaba? Dile benden ne dilersen :)

Google’dan Müzik Servisi

Hemen söylüyorum: Bu yıl sona ermeden. Yasal yoldan müzik edinebilme sitelerinin şu anda en popüleri kuşkusuz Apple iTunes (iTunes da aynı zamanda video da var). Google “Daha çok pasta dilimi istiyorum” moduna girerek, bu işe de el atmış bulunuyor. Ancak gözden kaçırdıkları çok ciddi bir şey var: Ortaya koydukları ile hep taklit edilen olan Google, yavaş yavaş taklit etme moduna gidiyor. Önce Android, şimdi bu yasal müzik sitesi. Apple’dan sonra yapacağınız başka bir şey kaldı mı? Ha bir de Chrome OS’u hesaba katsak mı?

Kimse Google’da Birinci Sıra Garantisi Veremez

İnternet üzerinde pek çok şirket görüyoruz: Google’da 1. sırada olun! gibisinden pek de mantığa sığmayacak iddiaları var. Ben gülüp geçiyorum, ama buna inananlar da var. Hata inananlarda değil, herkes her şeyi bilemez.

Amacım her zaman olduğu gibi “kanıtlı” doğru bilgiyi vermek. Google’ın SEO yardım sayfasına bir göz atın, kafanızdaki bütün soru işaretleri ortadan kalksın.