Etiket Arşivi: firefox

En Sevdiğim Servis Kapanıyor

İş yerinde favori site eklediğim zaman evde bunu görememek beni çileden çıkartıyordu. Firefox’ta bunun çözümünü, favorilerimin tutulduğu dosyayı sürekli yedekleyerek ve oradan oraya taşıyarak bulmuştum. O dönemlerde Foxmarks isimli bu eklentiyle tanıştım. Üye oluyorsunuz ve kurulu olan bütün Firefox favorileriniz senkronize oluyor.

Sonra Internet Explorer, Chrome ve Safari versiyonları çıktı ve adı Xmarks’a döndü. Bugün Xmarks’ın Firefox’ta güncellemesi vardı ve güncelleme sonrasında Firefox’u açtığınızda “Xmarks Sync kapanıyor” başlıklı yazıyla karşılaştım.

Açıkçası üzüldüm ve bu senkronize olma işlemi, bir süre sonra Firefox’a vizyon vererek kendi içinde senkronizasyon servisi barındırmasına neden oldu. Ama Xmarks’ın diğer bir özelliği, birden çok tarayıcı desteği olmasıydı.

Ne diyelim, yolları açık olsun…

Bu Sefer Olmuş: Internet Explorer 9

Şu anda varsayılan İnternet tarayıcısı olarak Mozilla Firefox 3.6.10 versiyonunu kullanıyorum ve açıkçası eklenti gücü sayesinde kolay kolay başka bir İnternet tarayıcısı kullanmaktan keyif alabileceğimi de düşünmüyorum. Hele hele ağır, her yeni sekme açtıkça hantallaşan Internet Explorer 8′den nefret ettiğim kadar da hiçbir tarayıcıdan nefret etmemişimdir herhalde. Web uygulamaları geliştirdiğimde, popüler olan bütün tarayıcılarda testini yaparım, Apple Safari hariç. Windows versiyonu rezalet, Apple’ım olmadığı için kendi çöplüğündeki meziyetlerini de açıkçası takdir edemiyorum. Dolayısıyla Internet Explorer, Mozilla Firefox, Opera, Google Chrome bilgisayarımda yüklü İnternet tarayıcılar. Kullanım zevki bakımından Mozilla Firefox, Opera, Google Chrome ve Internet Explorer olarak sıralama yapmam mümkün. Fakat bu sıralama, Internet Explorer 9′u denemem ile kesinlikle değişti. Tüm dünya ile aynı anda Türkiye’de de beta sürümünü kullanabildiğiniz Internet Explorer, her ne kadar Web’de devrim yarattığını iddia etse de ben buna katılmıyorum. Ancak kendi içinde devrim yarattığı ve şu ana kadar çıkmış en iyi Internet Explorer olduğunu dürüstçe söyleyebilirim. Internet Explorer 9′un özelliklerine kısaca bir göz atalım:

1. Artık İnternet siteleri pinlenebiliyor. Bu özellik Windows 7 ile birlikte hayatımıza girdi. Bildiğimiz Windows Taskbar (görev çubuğu)’a dilediğimiz programları ekleyerek, kendi içlerindeki özellikleri gruplayarak görüntülemesini sağlayan bir şey. Örneğin Firefox’ta 10 tane sekme açtınız ve sonrasında başka bir program açtınız. Bu 10 sekmeden birine ulaşmak için Firefox’u açmanıza gerek kalmadan, görev çubuğundaki ikonunun üzerine gittiğinizde 10 tane sekmeyi de gösteriyor. Internet Explorer 9′daki bu özellik sayesinde, herhangi bir sekmede açtığınız web sitesinden dolayı program çökerse etkilenmemiş oluyorsunuz. Aynı zamanda pinlediğiniz web sitesi ayrı bir Windows programı gibi çalıştığından, hem performansı artıyor hem de Internet Explorer’ı kapatsanız bile görev çubuğundaki yerini koruyor. Gayet iyi düşünülmüş bir özellik. Pinlemek istediğiniz İnternet sekmesini kafasından yakalayıp görev çubuğuna sürüklemeniz yeterli.

2. Pinli durumdaki uygulamaların üzerine gidip sağ tıkladığınızda, o programa ait özellik penceresi açılıyor. Bu da Windows 7 ile hayatımıza giren bir özellik ve adına “jump list” diyorlar. Dolayısıyla görev çubuğuna pinlediğiniz web sitesi için de jump list özelliğini kullanmanız mümkün.

3. Sekme yapısı tamamen değiştirilmiş, adres çubuğunun yanında çıkıyor. Her ne kadar bu konuda eleştiri alsa da ben açıkçası beğendim, görüş alanını arttırıyor ve kullanımı da oldukça kolay.

4. Dosya indirmek, Internet Explorer’da tabir caizse “iğrenç”ti. Normal İnternet hızınızın yerlerde sürünen haliyle dosya indiriyordunuz. Mozilla Firefox ve Opera’yı farklı kılan özelliklerden biri de buydu çünkü dosya indirme yöneticileri, harici bir dosya indirme yöneticisi niteliğinde çalışıp, bağlantı hızınıza yakın bir hızda indirebiliyorsunuz. Internet Explorer 9′un indirme yöneticisinde geliştirme yapılmış ve eskisine nazaran oldukça hızlanmış. 5. Internet Explorer 9′u ilk açtığımda “Bak bu eklentiler benim yavaş çalışmama sebep oluyor, istersen kapatabilirsin” gibisinden bir uyarı mesajı aldım. Benim gibi performans manyağı biri açısından oldukça tatmin edici bir özellik.

6. Pinlenmiş web sitelerindeki yoğun rengi, ileri geri butonları gibi alanlarda renk olarak kullanıyor. Gereksiz gibi görünen bir özellik olsa da, bu tarz özellikler “hava atma” özelliği olarak düşünebilir ve benim oldukça hoşuma gitti.

SONUÇ: Basit görsel tasarımı, hızı ve Windows ile entegresi bakımından yeni Internet Explorer 9 gerçekten güzel. Hatta beni o kadar memnun etti ki, şu anda ikinci popüler tarayıcım oldu, Opera’yı 3 numaraya sürükledi. Web sitesi açılış hızları bakımından da ciddi bir gelişme var. Internet Explorer 8 kullanıcısıysanız ve Internet Explorer’ı seviyorsanız, Internet Explorer 9′a aşık olacaksınız! HTML 5 desteği ile uzun soluklu olacağını da gösteriyor.

NEREDEN İNDİREBİLİRİM?: Microsoft’un Internet Explorer 9 için kurduğu Beautyoftheweb (Web’in güzelliği) sitesinden, Windows 7 için 32 bit ya da 64 bit versiyonlarını indirebilirsiniz. Sayfa açıldığında sağ üstteki “Download Now” butonuna tıklamanız yeterli.

Web Sayfalarını Nasıl Görüntülüyorsunuz?

Hergün belki yüzlerce web sayfasını ziyaret ediyorum. Her ziyaretim sırasında aslında işlemin nasıl işlediğini bilmeme rağmen hep aklıma geliyor :) Ahanda şimdi isteği gönderdi gibisinden kendi kendime gelin güvey oluyorum :) Peki siz web sayfalarını nasıl görüntülediğinizi merak etmiyor musunuz? Teknik detaylarına girmeden gelin kısaca bahsedelim:

1. Internet tarayıcınızın (Mozilla Firefox, Microsoft Internet Explorer, Opera, Google Chrome vb.) adres çubuğuna sayfanın adresini yazıp entera basıyorsunuz. Örnekte canartuc.com’a girdiğinizi varsayalım.

2. Internet tarayıcınız canartuc.com’un IP adresine bakıyor.

3. Bu IP adresinden yola çıkarak, Internet tarayıcınız canartuc.com ‘un ana sayfasını görüntülemek istediğini belirten bir isteği, canartuc.com’un İnternet üzerinde bulunan sunucusuna gönderiyor.

4. İnternet sunucusu, İnternet üzerindeki bir bilgisayardır. Teknik farklılıklarını göz önüne almazsak, sizin kullandığınız bilgisayar gibi bir şey. Bir sabit diski (hard disk) var ve İnternet sitelerini bu sabit diskte saklıyor. Bu noktada isteği alan sunucu, sabit diskinde sitenizin yerine bakıyor.

5. Sunucu sabit diskinde talep ettiğiniz İnternet sayfasını bulursa, Internet tarayıcınızda sayfayı görüntülemiş oluyorsunuz. Şayet bulamazsa, “404 – Not Found” (404 – Bulunamadı) uyarısını görüntülüyorsunuz.

Bu sürecin oldukça basit bir kısmı. Şayet PHP, ASP .Net gibi uygulama dilleri ile oluşturulmuş, bir de üstüne veritabanı kullanılmışsa, bu adımlardan sonra başka adımlar gerçekleşiyor. Ama bu durumda olay biraz daha teknikleşiyor. Bu yazıdaki amacım da teknik detaya boğulmadan, bir web sayfasına girerken aklınızdan bu adımları geçirtebilmek :)

Google Chrome’a Dair İzlenimlerim

Google bir süredir üzerinde çalıştığı İnternet tarayıcısı Chrome’u (Chrome’un Türkçe karşılığı “krom”dur), beta aşamasında kullanıcıların beğenisine sundu. Açıkçası şu anda Internet Explorer 8 de beta aşamasında ve indirilebiliyor, ancak indirip denemek henüz içimden gelmedi. Fakat Chrome’u duyunca, ilk işim indirmek oldu. Beta aşamasında olan bilgisayar programları genellikle problem çıkarma potansiyeli açısından yüksek olurlar, çünkü henüz tam anlamıyla testleri ve geliştirmesi sona ermemiştir. Birkaç saattir Chrome’u kullanıyorum ve dikkatimi çeken bazı şeyleri sizinle paylaşmak istedim. Bununla birlikte Google Chrome’un çalışma prensibine ve özellikliklerine de değineceğim.

Çalışma Prensibi

Chrome aslında 4 adet açık kaynak projenin birleştirilmesinden oluşuyor: Chrome İnternet İşletim Sistemi, V8 JavaScript Motoru, Web Geliştiriciler için Gears ve HTML okuyucu (motor) Webkit.

  • Chrome: Chrome tarayıcının çekirdeği olan Chrome’u (iki kere tekrarlanmış gibi görünüyor, ama aslında İnternet tarayıcının ismi aynı olduğundan kaynaklanıyor) “İnternet İşletim Sistemi” olarak sınıflandırmamızın nedeni şu: Her yeni tab açtığınızda, bu tablar işletim sistemindeki işlemlere (processes) özgü nitelik göstererek çalışıyor. Bunun anlamı da şu: Her tab açışınızda, o tabın kendine ait hafızası (protected memory), hakları (permissions) ve ayrı bir işlem (process) özelliği var. Örneğin Chrome ile 3 farklı siteyi farklı tablarda açın. Sonrasında Ctrl + Alt + Delete tuşlarına basarak ulaşacağınız Görev Yöneticisi’nde (Task Manager), İşlemlere (Processes) bakın. Burada 3 adet “chrome.exe” işlemi göreceksiniz.
  • V8: JavaScript‘in kullanıma başlanması Aralık 2005 yılında dönemin popüler İnternet tarayıcısı olan Netscape‘in 2.0B3 (2.0 Beta 3) versiyonuna denk gelir. Çok iyi hatırlıyorum, JavaScript kitaplarında genellikle “efektlere” dayalı işlemler anlatılır, ama şu andaki kullanımına dayalı herhangi bir şey yer almazdı (şimdi de efektlere dayalı işlemler için de kullanılabiliyor). AJAX’ın gelişimiyle birlikte JavaScript adeta ikinci baharını yaşamaya başladı. Genellikle “Script” dilleri “uygulama dilleri” olarak kabul edilirler, “programlama dili” olarak anılmazlar. Hatta bu pek çok programcı tarafından halen süregelen bir tartışma konusudur. Fakat JavaScript’e artık uygulama dili demek ayıp olur. Her ne kadar “Java” olarak bilinse de (isminden dolayı), aslında JavaScript, Java’nın İnternet ayağı değildir, ayrı bir dildir. Chrome’da JavaScript uygulamaları (AJAX, JQuery de dahil olmak üzere) V8 aracılığıyla derlenip işlemlere (processes), sınıf (class) ve obje (object) kapsamında ilişki kurularak yönetiliyor. Bunun sonucunda da diğer tarayıcılara oranla ortaya çok yüksek bir JavaScript performansı çıkıyor:

Google Chrome JavaScript Genel Performans

Yukarıdaki resim Cnet‘ten alınmıştır. Bu grafikte İnternet tarayıcılarının genel JavaScript performansları görülmektedir. Daha detaylı performans analizini gösteren grafik için buraya tıklayabilirsiniz.

  • Gears: Gears Google tarafından, Google ve Google haricindeki siteler için geliştirilmiş bir platformdur. Öncelikli amacı İnternet uygulamarının masaüstü uygulamaları ile uyumlarını sağlamak olan Gears, bu kadarıyla yetinmeyerek HTML 5.0 ve JavaScript’in bütün nimetlerinden yararlanmayı amaçlamaktadır. Gears kullanılan web sitelerinde performans normal şartlara oranla daha hızlıdır. Ancak şu anda kullanımı pek yaygın değil. WordPress‘in yeni sürümlerine de Gears özelliği eklendi.
  • Webkit: Webkit, bu çözümler arasında Google’a ait olmayan tek projedir. Günümüzde oyun sektörü çok gelişti ve artık eskisi gibi 1.44MB’lık disketlerde satılmıyor. Oyun üreticileri ya kendi oyun motorlarını geliştiriyorlar ya da varolan oyun motoru üzerine yeni oyunlar geliştiriyorlar. Mesela Quake, Doom oyun motoru üzerine kuruludur ya da Counter Strike, Half Life oyun motoru üzerine kuruludur. Aynı durum İnternet tarayıcılar için de geçerli. Aslında Webkit, Linux İnternet tarayıcısı olan Konqueror (KDE masaüstü ortamı ile entegrelidir ve istenirse ayrı da yüklenebilir) ve Apple‘ın Safari İnternet tarayıcısında kullanılan bir İnternet tarayıcısı motorudur. İnternet tarayıcısı motorunun esas işlevi, İnternet sayfalarındaki XHTML dizilimini doğru bir şekilde anlamak (render) ve bunu kullanıcıya doğru bir şekilde göstermektir. Kullanıcıların bu konu ile ilgili tartışmaları çoktan başladı. Google acaba kendi İnternet tarayıcısı motorunu mu yazmalıydı, Webkit kullanarak doğru bir karar mı verdi yoksa Mozilla Firefox’un kullandığı Gecko motorunu mu kullanmalıydı? Aslında bunu biraz da zaman gösterecek.

Chrome’un Artıları

  • Performans grafiklerini “takmasak” bile, kullanmaya başladığınızda anlayabileceğiniz gibi, Chrome gerçekten Firefox’tan bile hızlı.
  • Basit bir arayüzü var ve bu kullanımı kolaylaştırıyor. İlk başta “dosya, düzen, favoriler” vs. gibi menü sisteminin bulunmaması eksi bir özellik görünebilir, ancak bana göre doğru bir karar verilmiş.
  • Tab’lar en üstte yer alıyor ve bence kullanımı kolaylaştıran bir etken.
  • Her bir tabda açılan sitenin ayrı bir işlem (process) gibi değerlendirilmesi çok mantıklı. Böylece hız performansı artıyor. Ayrıca bir İnternet sitesinden kaynaklanan sorundan dolayı tarayıcının hata vermesi sonucunda, bütün siteleri kapatmanız gerekmiyor, sadece o sitenin işlemini (process) sona erdirmeniz yeterli.
  • Ciddi anlamda çok az bir ayar menüsüne sahip ve bu benim oldukça hoşuma gitti. Ayar menüsünün az olması, yönetim konusunda sizden bir şey çalmıyor, gereken bütün ayarlar var.
  • “Gizli İnternet Sörfü” özelliğini içinde barındırıyor (Incognito). Bu sayede girmiş olduğunuz web sayfaları nerden geldiğinizi, hangi sayfaları gezdiğinizi, ücretsiz gülen yüzlere (smiley) bile yerleştirilebilen “klavye takipçileri” (keylogger) sizin hangi tuşlara bastığınızı bilemiyorlar. Web sayfaları size çerez gönderseler bile Incognito penceresi kapandıktan sonra bunların hepsi otomatik olarak siliniyor. Dilerseniz Incognito özelliğini belli linklere giderken kullanabiliyor (linke sağ tıkladıktan sonra “Open link in incognito window” seçmine tıklamanız gerekiyor), dilerseniz de ayrı bir pencere olarak açabiliyorsunuz (Chrome’da adres satırının sağındaki sayfa imgesine tıkladığınızda “New incognito window” yolunu ya da Ctrl + Shift + N klavye kısayolunu takip etmeniz gerekiyor.
  • Adres satırı aynı zamanda Google arama motoru. İsterseniz bunu Google haricinde bir arama motoruyla da değiştirebiliyorsunuz. Girilen kelime veya kelimelerin otomatik olarak web sitesi olmadığının sonucuna varılıp, Google’da arama sonuçları görüntüleniyor.
  • Mozilla Firefox ile tam uyumlu çalışan İnternet siteleri, Chrome’la da uyumlu çalışıyor. Ben şu ana kadar CSS kullanarak tasarladığım (ya da hazır tasarımlarını kullandığım – örnek: bu blogtaki tasarım) bütün siteleri Chrome ile kontrol ettim. Herhangi bir kayma, görüntü bozukluğu bulunmuyordu.

bloG

Google Chrome’da şu anda yazısını okumakta olduğunuz sitenin görüntüsü.


Chrome’un Eksileri

  • Daha yeni bir tarayıcı olduğu için, herhangi bir eklenti geliştirilmiş değil. Yani şu anda olan eklentisiz, sade bir tarayıcı.
  • Apple Safari ve Firefox’un Ubuntu ile entegre sürümünde olduğu gibi, yazı kutucuklarına (textbox) tıkladığınızda etrafı renklenerek dikkat çekicilik katılmış (Chrome’da turuncu bir renk). Ancak bu CSS ile tasarlanmış arama kutucuklarında sorunlara neden olabiliyor. Örneğin Canartuc.com adresli İngilizce bloğumda kullandığım arama kutucuğunun çevresi yuvartılmış ve bu yuvarlaklıkların ardında kalan arka planına da, başlığın taban rengi verilmiştir (transparan gif ya da pngler, küçük boyuttaki yuvarlama işlemlerinde çok iyi sonuç vermiyor, bu şekilde arka planı renkli yuvarlama işlemleri daha iyi görsel sonuçlar veriyor). Fakat bu kutucuğa tıkladığınızda Chrome bunu bir bütün olarak algılıyor (ki aslında haklı da) ve yuvarlatılmış kutucuğu bir anda dikdörtgen olarak renklendirebiliyor. O yüzden bu özelliğe ne kadar ihtiyaç olduğu bence tartışılır.

Arama Kutucuğu

Yukarıdaki resimde turuncu renk Chrome’un belirginleştirme rengi. Görüldüğü gibi arama kutucuğunun kenarlarının yuvarlatılması, belirginleştirme sonrasında yalan oluyor =:-)

  • Bazı yazı kutucuklarında (textbox), yazdığınız bir metinin belli noktasına geri dönüp, harfi sildikten sonra düzeltme yapmak istediğinizde, sonrasında yazacağınız her şey, mevcut metin üzerine yazılıyor. Bu her zaman tekrarlanan bir şey değil, benim başıma Gittigidiyor.com ‘da bir satıcıya mesaj atarken geldi. Birkaç saat sonra satıcıdan cevap geldiğinde, cevap yazarken yeniden başıma geldi. Ancak sonrasında tekrar bir mesaj yolladığımda aynı olay tekrarlanmadı. Bazen yazı kutucuklarında köşede kalmış ” (çift tırnak) ya da ‘ (tek tırnak) karakterlerini yutabiliyor.
  • İndirmek için “yükleyici” (installer) kullanılmış. Yani Google’dan Chrome’u indirdikten sonra (474KB), yükleme tamamlanmış olmuyor. İndirdiğiniz dosya, İnternet üzerinden “esas” Chrome dosyalarını indirip kurulum gerçekleştiriyor. Bu benim oldukça rahatsız olduğum bir uygulama şekli. Tamamının indirilebilir olmasında ne tür bir sakınca var, halen anlayabilmiş değilim. Bu tarz indirme uygulamalarının en büyük fanatiklerinden biri de Adobe’dir.
  • Alışık olduğumuz “Dosya, düzen…” vs. menüsü bulunmadığından, favorilerinizin ilk başta nerede olduğunuzu anlamıyorsunuz. Favorilerinizi sürekli görünür kılmak için adres satırının yanındaki anahtar ikonuna tıkladıktan sonra “Always show bookmarks bar” seçimini ya da Ctrl + B klavye kısayolunu takip etmeniz yeterli.

Son Olarak

Bir kişinin İnternet üzerindeki hareketlerini, alış-veriş alışkanlıklarını, gezdiği sitelerin genel kategorisini bilmek, o şirkete günümüzde oldukça büyük avantaj sağlıyor. Nitekim bugün Amazon.com ‘a girip bir ürün aradıktan sonraki tekrar ziyaretinizde, son aramanıza yönelik ürünler ayrı bir başlık altında toplanıyor (bu işlem çerezlerle (cookie) yapılıyor). Bu durum ne kadar etik, halen tartışma konusu. Hatta Robert Spector’un yazmış olduğu ve Scala Yayıncılık tarafından piyasaya sürülen “Amazon.com ve Yaratıcısı Jeff Bezos” isimli kitapta bu konuya da değinilmiş, ancak Amazon.com yetkilileri bunda herhangi bir suç olmadığını belirtmişlerdir.

Şu anda Google dünyada en çok kullanılan arama motoru. Dolayısıyla bizim arama alışkanlıklarımızı biliyor. iGoogle gibi özelleştirilebilir servisleri ile, İnternet üzerinde ne okuduğumuzu (e-posta, RSS beslemeleri gibi) da biliyor. Şimdi Chrome ile de hangi siteleri ziyaret ettiğimizi de bilecek. Bu konudaki Google tutumunun ne olacağı merak konusu.

Bizim programlama dilinde kullandığımız “memory leak” sorunu, Chrome’da hissediliyor. “Memory leak”, düzgün yazılmamış bir sistem uygulamasını (windows, linux programları gibi) kapattığınızda, RAM’de kapladığı alanı düzgün boşaltamaması (release) sorunudur. Daha çok oyunlarda yaşanan bir problemdir. Oyun oynamayı bırakıp masaüstünüze geri döndüğünüzde, bilgisayarın bazen kendini toparlayamadığına ve yavaşladığına şahit olursunuz (Ben buna FM 2005′te çok rastlıyorum). Bilgisayarı yeniden başlattığınızda sorun ortadan kalkar. Şu anda piyasada bulunan ve “RAM Hızlandırıcı” (Rambooster) olarak anılan bütün programların çalışma mantığı aslında budur. Düzgün boşaltılamayan hafızaları düzgün boşaltılmış hale getirir. Hiçbir RAM hızlandırıcı, 1GB’lık RAMinizi, 3GB performansına getiremez, bu doğa kanunlarına aykırıdır. Örnek olarak 100 metrelik bir mesafeyi eğer 15 saniyede koşuyorsanız, ne kadar enerji içeceği içerseniz için 100 metreyi 5 saniyede koşamazsınız. Ben bu konuda RamBooster 2.0 programını kullanıyorum. Şu ana kadar kullandığım RAM hızlandırıcı programlar arasında en stabil çalışanı bu program ve üstelik ücretsiz. Google Chrome kullandığım süre zarfında, programın sürekli aktif olduğunu ve RAM’i düzgün bir şekilde boşaltmaya çalıştığını gördüm. Bunun nedeni, ayrı tablarda açtığınız web sitelerinin Google Chrome çalışma prensibine göre ayrı sistem işlemleri (processes) olarak değerlendirilmesi ve RAM’de yer kaplamasıdır.