Etiket Arşivi: erkek

“Kıro” Kelimesi Kadınlardan Çıkmıştır

Türk Dil Kurumu tarafından İnternet üzerinde yayınlanan Türkçe sözlükte, “kıro” kelimesinin anlamı “eşek yavrusu, sıpa”dır. Argo anlamını, bu kelimeyi çıkartan “kadınlar”dan bekliyoruz.

Peki bu kelimenin argo anlamının neden kadınlardan çıktığını iddia ediyorum? “Kıro” kelimesinin argo olarak genel kullanımı, yumurta topuk ayakkabı giyen, gömleğinin bağrını açıp göğüs kıllarını gösteren, siyah kumaş pantolon altına beyaz çorap giyen (ya da spor çorap giyen), argo kelimeler kullanıp konuşan vb. durumlarda “erkekler” için kullanılır. Biz erkekler aramızda bu tarz kişilere “Hanzo” gibi sıfatlar takarız, “Kıro” demeyiz.


Peki bize eşek yavrusu deme cüretini gösteren (erkeklerden bahsediyorum, yoksa bu şekilde giyindiğim veya konuştuğum için değil) kadınlarda durum nedir? Kadınlar “kıro” olamaz mı? Erkeklerden daha beter bir halde alasını olurlar. Gelin örneklerle açıklayalım:

Gömleğin bağrını açıp kıl gösterme: Kıl bir tek erkeklere mahsus fiziksel bir parça mıdır? Hayır… Ben çok kadında göğüs dekoltesinin, göğüsler arasında çıkmış kapkara kıllar ile “şahlandırıldığına” (!) şahit oldum. Bununla birlikte sırtın bittiği, kalçanın başladığı ve “bel” dediğimiz bölgede, tabir caizse “orman barındıran” ve üstelik bunu matah bir şeymiş gibi kısa giyinerek gösteren çok kadın da gördüm ve görmeye de devam ediyorum.

Yumurta topuk ayakkabı giyme: Evet kabul ediyorum, bence de çok çirkin bir ayakkabı modelidir. Ancak kadınların cephesinde durum daha da vahim. Fotoğrafta görmüş olduğunuz “burnu yarı açık” babetler, 2008 yaz modasıydı. Yokuş çıkarken kafamı yukarı kaldırmam, deliliğimin bir göstergesi değil, bu tarz ayakkabıların giyilmesinden dolayıdır. Malum yokuş çıkarken oluşan eğimden dolayı, insan ister istemez ayakları görüyor. Bu nasıl bir ayakkabı modelidir yahu? Bir de buna para verip giyiyorsunuz ya, helal olsun! Babetin anlamı aslında balerin ayakkabısıdır. Fiziksel duruş bakımından “insanî boyutlardaki ayaklara” (boyca ve kiloca) yakışıyor, ama önüne sonradan açılmış, ama açan adamın ölçüm birimlerinden haberi yokmuşçasına boşalttığı ön tarafın anlamı nedir? Aslında ben 2 parmaklıyım, diğerlerini cebimde taşıyorum mu?

Beyaz çorap giyme: Ben her zaman renk uyumundan yanayımdır. Koyu renklerle, koyu renk çorapların, açık renklerle de açık renk çorapların giyilmesi taraftarıyım. Yani “kemik rengi” olarak tabir edilen pantolonların altına siyah çorap giymek ne kadar abesse, siyah pantolonla da beyaz çorap giymek bence o kadar abestir. Bunun kadın ya da erkek ayrımı yok. Aslında bakacak olursak, soket çorap olarak nitelendirilen, ayak bileğinde sonlanan çorapların (kışın giyilen patikler gibi) kadınlar tarafından kullanımı daha yaygın. Üstelik beyazı! Öte yandan burnu açık ayakkabı ile ten rengi külotlu veya dizaltı çorap giyerek dışarı çıkmak ne kadar mantıklı? Parmakları tozdan korumak için mi burnu açık ayakkabıyla çorap giyiyorsunuz?

Gömleğin içine atlet giyme: Bu da kadınlar tarafından “kıroluk” olarak tabir edilen bir davranış. Peki kadınların t-shirtlerinin ya da gömleklerinin altına giydikleri “ben burdayım” diye bağıran sütyenlere ne demeli? Özellikle yaz aylarında ve beyaz renkle ortaya çıkan bu durumun çözümü ise aslında gayet basit: Ten rengi sütyen kullanmak. Beyaz ve içinizi gösteren gömlek ya da t-shirtle, yine aynı renk ya da koyu renk sütyen giyerek sokağa çıkmanız, “Benim göğüslerim var, biliyor musunuz?” demek istemenizden mi kaynaklanıyor?

Argo kelimeler kullanmak: Bunu aslında açıklamaya bile ihtiyaç duymuyorum çünkü günümüzde genç kızlar da en az erkekler kadar küfürbaz.

Listeyi uzatalım mı? O zaman bu yazıya yorum yapmaya ne dersiniz?

Serçe Bile İşini Biliyor

“Yapılan bir araştırma, dişi serçelerin hem ‘yakışıklı’, hem de yuvayla ilgilenebilecek erkek serçeleri tercih ettiğini gösterdi. Dişi serçenin erkek serçenin yalnızca sesi, renkleri ya da büyüklüğüne kapılmayıp kuluçka ve yavrunun yumurtadan çıkma dönemlerini kendisiyle geçirebilecek, yani yuvayı dış etkenlerden koruyabilecek erkek serçeleri seçmesi kuşbilimcileri şaşırttı.” Kaynak: Güncel.net

Şimdi kalkıp kadınlar bana “Çocuk da yaparım kariyer de, orkidimle mutluyum” vaazları çekmesinler. Erkeğin tarihsel gelişim süreci budur, taa ilk insanlardan beri. İlk insanlardan günümüze erkeğe biçilen görev ailesini koruması, kollaması ve yaşamlarını devam ettirebilmelerini sağlamalarıdır. Eskiden bu avlanarak, şimdilerde ise para kazanarak oluyor.


Yanlış anlaşılmasın, ben kadının evde oturması taraftarı bir erkek değilim. Evet çalışmalı, hem de çok çalışmalı. Benimkisi her kadının “feminist” duygularına atıftır! “Ben erkeksiz de yaşarım, onun kazandığı paraya ihtiyacım yok. Tüp bebek yaparım, evlatlık alırım, erkeğe o açıdan da ihtiyacım yok”. Bu her kadının içindeki feminizmdir, olmayanını görmedim. İstediğinizi yapın, erkeklerin bunu umursadığını sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Eğer sizin bu görüşünüz kadar kaba olacaksak, ben de şöyle diyebilirim: “Mutlaka bir şekilde erkeğe ihtiyacı olan kadınlar vardır”. Kimse kendisini vazgeçilmez sanmasın.

Bahsetmeye çalıştığım, doğanın bir kanunu. Erkek budur, kuşlarda da böyle, insanlarda da böyle. Siz doğanın kanununa karşı çıkıyorsanız, ben de size regl olmayın o zaman diyorum, hadi bakalım yapabilecek misiniz?