Cep Telefonu Hikayesi
İlk telefonumu Ortaokul üçüncü sınıftayken aldım. Hattımı da o dönem 32.000.000 (şimdinin 32TL’si) lira verip Telsim’den almıştım. Ondan sonra pek çok telefonum oldu, zamanla Turkcell’e, sonrasında da son bir yıla yakın süredir Vodafone’a geçtim. Hayatımda 1 defa Aycell (şimdinin Aveası) kullandım, nefret ettim ve bir daha kullanmadım.
İlk aldığım yaklaşık 2.5 kiloluk camı hafif çatlak ikinci el Netaş telefonumdan şu an kullandığım Nokia E71′e kadar geçen süre zarfı içindeki bütün telefonlarımı kendim aldım. Babama telefon al, hatta 1.500 TL’lik telefon al diyecek yüzüm hiç olmadı. Bazen son model telefon istemedim mi? İstedim… Belli bir olgunluğa erişmeden böyle şeyleri statü zannediyorsunuz. İstedim, ama hiçbir zaman bunu gidip babama dillendirmedim.
Bunu kendimi övmek için anlatmıyorum, o dönemlerde çevremdeki herkes öyleydi. Hatta ağabeyimin benden sonra cep telefonu oldu (aramızda 5 yaş var). Pek çok arkadaşımın benden sonra cep telefonu oldu. O dönemlerde pek fazla insanda olmayan bir şey aldığınız zaman mahçubiyet hisseder, öyle uluorta her yerde çıkartmazdınız.
Şimdiki MSN, PlayStation ve iPhone nesline bakıyorum da (bunlar ayrı nesiller, adlarını bu şekilde koydum), aramızda dağlar kadar fark var. Biz top oynamaktan keyif alırdık, ekrandaki oyuncuya top oynatmaktan değil. Biz şöyle biz böyle, ama en önemlisi biz zamanı geldi çocuk, zamanında delikanlı ve zamanında genç olduk (ben halen gencim, itiraz istemiyorum :)).
Acıyorum bu nesillere, dünyayı iPhone ekranında zannederek, ağızlarının bir kenarından salya akarak embesil embesil dolaşıyorlar. Pek çoğunda zeka pırıltısından eser yok, hayat onlar için yeni bir Converse ayakkabı kadar bile değerli değil.
Ne yazıktır ki sizi bu hale sokan, düşünmeyen, geliştirmeyen, embesil yapan büyüklerinizden hesap da sormuyorsunuz…


Son Yorumlar