Etiket Arşivi: bayram

29 Ekim Google’da da Kutlanıyor

Aslında fazla söze gerek yok, resim yanda. Kimilerine göre Google bunu tamamen “politik” amaçlı “yaranma” olarak yapıyor, kimine göre de sırf eğlence için. 29 Ekim’de sayfasına böyle bir şey koymasa Google’ın incileri dökülmez, Türkiye’den bir Allah’ın kulu çıkıp da itiraz etmez. Ama yapıyor adamlar işte… Televizyona çıkıp da “Ben Atatürk’ü sevmiyorum” diyen oksijensizlere inat…

Teknovole.com’dan Bayram Hediyesi

Bugün ilk kez haberim olmadan bir hediye verdiğimizi öğrendim :) Genellikle Teknovole.com’daki yarışmaları ben düzenliyorum, ama bugün yazı işlerimizinden sorumlu arkadaşımız Yılmaz Demirci’nin Teknovole.com’da hediye verdiğini gördüm :) Yarışma değil aslında, ama sonuçta hediye veriliyor ve üstelik 5 tane. Peki hediye ne? Herkesin yana yakıla aradığı Google Wave davetiyesi!

Biz Teknovole.com ekibi olarak kendi aramızda bir aile kurduk, özgün ve özgürce içerik paylaşıyoruz. Ama ailemizin büyümesi de en büyük arzumuz. Dolayısıyla sürekli, iyi ve kötü günde yanımızda olan okuyucularımıza oldukça fazla değer veriyoruz.

Üstelik bu hediyeyi aldıktan sonra Teknovole.com içeriğine de katkıda bulunabileceksiniz. Detayları öğrenmek için buraya tıklayınız.

Nerde O Eski Bayramlar

Benim çocukluğumun bayramlarında, bilgisayar dediğimiz şey daha yeni yeni çıkmış, ama hiçbiri renkli ekranla sunulmayan ve dünya parası olan ürünlerdi. Dolayısıyla çok fazla kişide olmazdı, bu yüzden ortalığı Amiga ve Commodore 64 kasıp kavururdu. Ankara Atakule’nin en alt katındaki “DreamLand”in yerine alış-veriş merkezi yapılmamıştı henüz.

Sabah kalkar, bayramlıklarımızı giyer ve yollara dökülürdük. İlk başta büyükler ziyaret edildiğinden, onlarda yukarıda bahsettiğim ürünler olmazdı. Dolayısıyla saygıda kusur etmez, bir kenarda oturur, şeker, pasta, börek çörekle karınlarımızı bir güzel doyururduk. Karnımızı doyurmak bu noktada çok önemliydi, nedenini birazdan anlayacaksınız :)

Eğer bayramda cepleri güzel doldurmuşsak, o dönemde Ankara Tunalı Hilmi Caddesi’nin, Kennedy Caddesi ile birleştiği noktadan Karum tarafına doğru yürürken, bir bina altındaki Atari salonuna uğrar (Atari normalde bir markadır, ama o dönemde oyun oynanan yerlere Atari salonu denilirdi – bu salonun yerinde artık ucuza kıyafet satan, hemen yanında da balık yenilecek bir yer var. Ankara’yı bilenler nereden bahsettiğimi anlamışlardır), bir iki el Final Fight ‘ın ilk versiyonlarını oynardık ağabeyimle. O her zaman Haggar, ben de her zaman Cody karakterini seçerdim. Sonra birkaç el de Street Hoop oynardık. Eğer cepleri iyi doldurmuşsak bütün paramızı burada jetonlara harcamaz, birikim yapar, gelecek haftalarda Atakule’deki DreamLand’e gitmenin hayalini kurardık.
Final FightStreet HoopÇevremizde tek PC’si olan, babamın iş arkadaşı Bülent Genç ağabeyimizdi. Siyah beyaz ekranda 1-2 saat kadar Grand Prix Circuit oynardık. Karınlarımızı daha öncesinde doyurmuş olmamız çok büyük bir avantajdı çünkü başından kalkmamıza gerek kalmıyordu :) Ailelerimiz bize çok karışmazdı çünkü evler arasında 5 dakikalık yürüme mesafesi vardı. Bu yüzden geç kalma gibi bir sıkıntımız olmazdı.
Grand Prix CircuitEve döndüğümüzde küçük bir para hesabı yaptıktan sonra ağabeyimle zamanına göre Commodore 64 ya da sonrasında rahmetli babaannemin teşviğiyle satın aldığımız ikinci el Amiga 500 Plus ile oynamaya devam ederdik. Benim favori oyunlarımdan biri Sensible Soccer’dı. Şu ana kadar Ankara kapsamında oyunu oynadığım kimse beni yenememişti :) O dönemlerde joystick kullanılırdı. En pahalı joystick Apache marka olan, en ucuzları ise top şeklinde oyun kolu ve yanlarında iki düğmesi bulunanlardı. Benim en sevdiğim de bu top şeklinde oyun kolu bulunanlardı.
Sensible SoccerjoystickBayramın diğer günlerinde, başka aile arkadaşları bize gelirdi. Genellikle bizim yaşlarımızda çocukları olur ve bir güzel Amiga oynardık. Bir yandan kek, börek, çörek yer; bir yandan kolalarımızı içerken ebeveynlerimizin duymayacağı şekilde geğirme yarışması düzenler ve bir yandan da oyun oynardık. Hayatımın en güzel bayramları bu şekilde geçti.

Şimdiye gelirsek… Pek çok aile dostumuz ya taşındı ya da vefat etti. Artık bayramda pek de fazla gelen gidenimiz yok. Hatta o kadar ki, evlenen ağabeyim bile bayramda baba evine pek uğramıyor. 15 yıllık arkadaşım Barış Arslan, işi ve eşi gereği Kayseri’ye taşındı. Yaklaşık bir ay önce de oğlunun 2. yaşgününü kutladık. Şimdi çevreme bakıyorum da, ahhhh nerde o eski bayramlar? Bayram harçlığı alacağımız yerde veren konumuna girdik :) Bazen Barış, bayramda Kayseri’den annesinin yanına Ankara’ya geliyor ve eski günlerin hatırına PlayStation’da PES oynuyoruz, ama hiçbir şey çocukken olduğu kadar güzel olmuyor.

Bayramınız kutlu olsun…