Askerlik görevi… Kimilerine göre vatan borcu, kimilerine göre erkek namusu, kimilerine göre gereksiz ve zaman alıcı bir şey. Ben burada ayan beyan fikrimi dile getirmeyeceğim, ama tecilimi bozarak askere gittiğimden dolayı, askerlik konusunda ne düşündüğümü anlayabilirsiniz :) Şayet gereksiz bir şey olduğunu düşünseydim, mümkün olduğu kadar tecil hakkımı kullanırdım.
Fikirler ne olursa olsun, askerden dönen gerek dostlarımda, gerekse de kan bağım olan akrabalarımda (en yakın örneği ağabeyim) hep bir şey gördüm: Dünyaya farklı bakış açısı… Sinir manyağı olan nice tanıdıklarım, süt dökmüş kedi gibi; kıçını kaldırmaya üşenen nice tanıdıklarım da “hormonlu” hiperaktif gibi döndüler :) Demek ki askerlik biraz da efsunlu bir şey :)
Gideceğim yer henüz belli değil, yedek subay mı yoksa kısa dönem mi olacağım da henüz açıklanmadı. 9 Aralık 2009 öğleden sonra ya da 10 Aralık 2009 sabahtan açıklanacak. Eğer yazma imkanım olursa, burada belirtirim (10 Aralık 2009 Güncelleme: Acemiliğimi kısa dönem er olarak, 2. Kolordu İstihkam Alay Komutanlığı Dirikköy, Gelibolu, Çanakkale’de yapacağım).
Askerlik hakkında herkes bir şey dese de (şu son zamanlarda en fantazi şeyleri bile duydum :)), askere gitmek üzere olan biri olarak psikolojiniz şöyle oluyor: Yahu gitmeden önce şunu da yapsaydım… Ama ne yazık ki hepsine ya zaman ya da gücünüz (maddi ya da manevi) yetmiyor. Bazı şeyler hayırlısıyla döndükten sonra defterimde yazılı :)
Aranızda bulunamayacağım süre içerisinde, heyecanlı ve bu tarz durumlarda eli ayağına dolaşan, teslim olacağım hafta hasta olduğu için morali bozulan, gülüşü ve sakinliğiyle benim deliliğimi ve âni kararlarımı dengeleyen kız arkadaşımı; güzel yemeklerini ve her ne kadar “Anne bu tarz konular ilgimi çekmiyor” desem de bir türlü anlatmaktan vazgeçmeyen “oğluş diye seslenen” annemi; panik atak olduğunu iddia etmeme rağmen bir türlü kabullenmeyen “Ne olacak bu ülkenin hali” babamı; yıllar geçmesine ve aramıza mesafeler girmesine rağmen çok konuşamasak da aramayı unutmayan dostum “N’apıyon birader?” Barış’ı; her ne kadar çok iyi anlaşarak geçiremediğimiz bir çocukluğumuzun ardından aramızda kopukluklar olsa da, arada bir yanına uğrayarak kola içtiğim “göbekli” ağabeyimi; herhangi bir ücret almadan büyük bir özveri ile sizlere özgün bilgi sunan ve artık bir aile olduğumuz Teknovole.com ekibini; Teknovole.com’a sahip çıkarak bizlere güç veren siz değerli okuyucularımızı çok özleyeceğim. Beni unutmamanız için arkamda 30 yazı bıraktım. Bu yazılardan biri 10 seri halinde yayınlanacak olan “Veri İletişimi ve Bilgisayar Ağları” ile diğeri 20 seri halinde yayınlanacak olan “Düzenli Bilgiler Kümesi: Veritabanı”dır. Seri numaralarından anlayacağınız üzere oldukça detaylı yazılar. Bu konularda bilgi sahibi olmak isteyen herkesin rahatlıkla okuyabilmesini hedefledim. Bir Teknovole.com klasiği olarak, her ikisi de özgün yazıdır (yayınlandıkları zaman fotoğraflardan göreceğiniz üzere, ekran görüntüleri, illüstrasyon ve fotoğrafların pek çoğunu da ben hazırladım). Her iki yazı da haftada Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri olmak üzere yayınlanacaktır. Veri İletişimi ve Bilgisayar Ağları serisi 14 Aralık 2009’da, Düzenli Bilgiler Kümesi: Veritabanı serisi ise 11 Ocak 2010’da yayınlanmaya başlayacaktır. Hakkınızı helal edin, dualarınızı esirgemeyin lütfen.
Sağlıcakla kalın…
Son Yorumlar