Etiket Arşivi: apple

Apple ve iPad 2

Teknolojide futbol takımı tutar gibi taraf tutmam, tutanları da anlamam. İşime hangisi geliyorsa onu kullanırım. Ayrıca müşteri hizmetlerine ve müşteri sadakatine şirketlerin verdiği değere çok önem veririm. İşte benim kafa yapımdan Apple ve iPad 2…

iPad kullanıcısıyım. 1000’den fazla kitabı olan ve sürekli okuyan biri olarak, artık kendime yaşam alanı bulamıyordum. Üstelik maddi açıdan da kazıklandığımı hissediyordum (Amazon Kindle için çıkan kitapların fiyatlarını görünce…). Bugün işportada 5 TL’ye satılan kitaptan, o kitabın satıcısı para kazanabiliyorsa, demek ki aynı kitabı 20-25 TL’ye satan kişi biraz fazla kazanıyor! Diyeceksiniz ki, yazara ödenen telifi ödemiyor da ondan. Tamam da kardeşim, kitap yazmak ne zamandan beri yat alacak parayı kazandıran bir iş oldu? Fahiş fiyat isteyen yazarın kitabını basmazsın, olur biter. Çok meraklıysa gitsin kendi bassın. Ama bu organize bir eylem olmalı. Yani bir yayıncı fahiş fiyattan dolayı reddediyorsa, diğer yayıncı kabul etmeyecek. Görelim bakalım o zaman… Konu nerden nereye geldi. iPad almamın nedenlerinden biri kendime yaşam alanı açmak ve daha az ödeyerek daha çok okumaktı. D&R gibi büyük kitap ve hobi merkezlerinde, yabancı dergiler 20-25 TL’ye satılırken, aynı dergilerin iPad versiyonlarını 4.5 ile 6 dolar arası (7 ile 10 TL arası) satın alabiliyorum. Pek çoğunu okumama rağmen bütün dünya klasikleri, iBook uygulamasıyla epub formatında ücretsiz olarak geliyor. Tek yapmanız gereken indirmek ve iBook ile okumak! Üstelik uygulama marketinde, çok kaliteli uygulamar ücretsiz veya 2-3 dolar gibi komik fiyatlarda satılıyor. Benim için biçilmiş kaftan!

Peki negatif yönleri yok mu? Var… Örneğin iPad’te kamera yoktu, iPad 2’de var. USB girişi yok, flash disk takamıyorsunuz (Dropbox ile sorun çözülüyor, ama başkasının flash diskinden bir şey almak istediğinizde sorun oluyor). Flashlı web sitelerinde gezemiyorsunuz (Jailbreak yaparak sorunu çözmek mümkün, ama ben yapmadım. Zaten gereksiz Flash kullanımına karşıyım, benim için sorun yok).

Ocak’ın sonunda iPad almış olan Amerikalı kullanıcılar, yeni iPad 2 ile ücretsiz değişim yaptılar. Müşteri hizmetleri ve müşteri sadakatine verilen değerin ciddi bir göstergesi!

Neden Android işletim sistemi kullanan bir tablet almadım? Bir kere tablet 7 inç ekranda olmaz. Hesap makinesi mi kullanıyoruz? Büyüteceksin ekranı, Apple iPad’in ekran boyu gayet iyi. İkinci nedense satıcı tarafından kazıklanma hissi… Android açık kaynak, bedava kullanılabiliyor. Satıcının bunun için cebinden beş kuruş para çıkmıyor. Ama satıcı hem ekranı daha küçük hem de işletim sistemi bedava olan bir tableti, Apple iPad fiyatına ya da üç beş kuruş altına satıyor. Apple kendi işletim sistemini kendisi üretiyor, bunun bir gideri var.

Ayrıca bir şeyi ilk yapanlara karşı sempatim vardır. Zippo, Apple vb.

iPad 2 çıktı, muhteşem (!) teknoloji sitelerinde boy boy incelemeler yayınlandı. Negatif özelliklerine bir bakalım (onların dediği): USB girişi yok, ekran orjinal iPad ekranı gelişme yok, yine Flash oynatmıyor. Yahu biraz yavaş! Sizin teknoloji bilginizi, kültürünüzü öpesim geldi :) Hele hele de iPad 2’ye “tablet PC” diyorsunuz ya, ayrı bir hayran kalıyorum size :) PC (Personal Computer’ın kısalması, kişisel bilgisayar anlamına geliyor), IBM tarafından ortaya atılmış ve Microsoft ile Intel’in severek kullandığı bir terim. Apple hiçbir zaman PC olmadığını söyler. Aklı başında teknoloji sitelerinde “PC mi Mac mi?” kıyaslaması yapılır. Öncelikle terim özürlülüğünüze böyle bir açıklama yapalım. Sonra eleştirilerinize gelelim: Evet USB girişi yok, ama iPhone’dan bile ince olan bir tabletin neresine sokacaksınız o USB girişini merak ettim. Aynı zihniyet Apple Mac Air’de CD/DVD oynatıcı yok diye de kıyamet koparmıştı. Yahu Mac Air o kadar ince ki, sokacak yer yok oynatıcıyı. Bunu anlamak için mühendis olmaya gerek yok, biraz zeka yeterli. Ekran konusuna gelelim… iPad’te zaten “son teknoloji” LED ekran kullanılmıştır. LED teknolojisi üzerine teknoloji gelişti mi? 3D gelişti, bir yığın sıkıntısı var. Dolayısıyla en son ve şu anda en sağlam ekran teknolojisi LED. Apple zaten son teknoloji kullanmış, daha ötesine geçemez ki! Flash konusu evet can sıkıcı olabilir. Benim umrumda değil, ama umrunda olanlar olabilir. Bu arada YouTube videolarını, uygulamaların video içeriklerini izleyebiliyorsunuz, bu konuda yanlış anlaşılma olmasın.

Bu yaygaracılar, Apple’ın iPad 2’yi incecik yaparak, neredeyse iki katı kalınlıktaki iPad kadar pil ömrü sunması konusunda ses çıkartmıyor. Halbuki buradaki “dahiliği” anlamak için, Einstein olmaya gerek yok: Kolunuzun kalınlığını yarıya indirsek, kolunuz kalınken kaldırabildiğiniz yükü kaldırabilir misiniz düşünmek lazım. Peki Amerika fiyatı ne kadar: 499$ Yani android gibi ücretsiz işletim sistemi ve Apple’dan gördüğü multi dokunmatik ekranı Apple’a patent parası ödeyerek kullanan; Apple iPad 2’nin iki katı kalınlık sunan, ekranı yaklaşık 3 inç küçük olmasına rağmen iPad 2’den daha az pil ömrüne sahip tabletler kadar.

Kazanan kim? Elbette iPad 2… Geçtiğimiz günlerde Apple açıkladı: iPad’in satış adedi, tüm tablet üreticilerinin sattıklarından bile daha fazla. Fazla söze gerek var mı?

Ubuntu’da Kapatma ve Diğer Butonları Sağa Alma

Hayatta bazı şeyler değişebilir, ama teknolojide daha hızlı değiştiği kesin. Ubuntu, Canonical Ltd. tarafından geliştirilen ve dünyada en çok kullanılan Linux dağıtımlarından biri, ben de 5 versiyonundan beri Ubuntu kullanıyorum (öncesinde Debian kullanıyordum). 10.04 versiyonuna kadar bu 3 buton Windows gibi sağ taraftayken, her ne kadar 11 versiyonunda gelecek yeni özellikten dolayı sol tarafa alındığı ve şimdiden alıştırılmaya çalışıldığı söylense de, bana göre tamamen Apple özentiliği nedeniyle yapılan bu değişiklikten rahatsız oldum. “Açık kaynak” ve “Ücretsiz” oluşu her şeyi toz pembe gibi gösterse de, yine de bir satış stratejisi ve marka değeri var. Dolayısıyla bana göre bu değişiklik Apple kullanıcılarına “Bakın iyi kötü çekirdeklerimiz benzer, hatta görüntümüz de benzer, neden binlerce lira (Türk lirasıyla) ödemeniz gereksin ki?” demenin bir yoluydu.

Butonlar sağda olmuş, solda olmuş, altta olmuş, üstte olmuş, açıkçası pek de umrumda değil. Ama 10 versiyonuna kadar Ubuntu ile neredeyse 10 yıl geçti ve bunca yıldır sağdayken, Apple’ın günden güne popüler oluşuna takiben neden sola alındığına bir anlam veremedim ve kullanım sıkıntısı çektim. Aynı zamanda varsayılan olarak gelen masaüstü duvar kağıdı da oldukça “Applevari”ydi. O dönemde aradım ve çözümü buldum, şimdi vaktim oldu ve paylaşayım dedim:

Ubuntu 10.x versiyonlarında, üst üç butonu soldan sağa almak için:

Alt+F2 tuş kombinasyonuyla uygulama çalıştırıcısını açıp “gconf-editor” (tırnaklar yok) yazıp entera basıyoruz. Açılacak pencereden şu yolu takip edin: apps -> metacity -> general. Buradaki “button_layout” parametresinin karşısındaki değeri “menu:minimize,maximize,close” (tırnaklar yok) olarak değiştirin.

Cep Telefonu Hikayesi

İlk telefonumu Ortaokul üçüncü sınıftayken aldım. Hattımı da o dönem 32.000.000 (şimdinin 32TL’si) lira verip Telsim’den almıştım. Ondan sonra pek çok telefonum oldu, zamanla Turkcell’e, sonrasında da son bir yıla yakın süredir Vodafone’a geçtim. Hayatımda 1 defa Aycell (şimdinin Aveası) kullandım, nefret ettim ve bir daha kullanmadım.

İlk aldığım yaklaşık 2.5 kiloluk camı hafif çatlak ikinci el Netaş telefonumdan şu an kullandığım Nokia E71′e kadar geçen süre zarfı içindeki bütün telefonlarımı kendim aldım. Babama telefon al, hatta 1.500 TL’lik telefon al diyecek yüzüm hiç olmadı. Bazen son model telefon istemedim mi? İstedim… Belli bir olgunluğa erişmeden böyle şeyleri statü zannediyorsunuz. İstedim, ama hiçbir zaman bunu gidip babama dillendirmedim.

Bunu kendimi övmek için anlatmıyorum, o dönemlerde çevremdeki herkes öyleydi. Hatta ağabeyimin benden sonra cep telefonu oldu (aramızda 5 yaş var). Pek çok arkadaşımın benden sonra cep telefonu oldu. O dönemlerde pek fazla insanda olmayan bir şey aldığınız zaman mahçubiyet hisseder, öyle uluorta her yerde çıkartmazdınız.

Şimdiki MSN, PlayStation ve iPhone nesline bakıyorum da (bunlar ayrı nesiller, adlarını bu şekilde koydum), aramızda dağlar kadar fark var. Biz top oynamaktan keyif alırdık, ekrandaki oyuncuya top oynatmaktan değil. Biz şöyle biz böyle, ama en önemlisi biz zamanı geldi çocuk, zamanında delikanlı ve zamanında genç olduk (ben halen gencim, itiraz istemiyorum :)).

Acıyorum bu nesillere, dünyayı iPhone ekranında zannederek, ağızlarının bir kenarından salya akarak embesil embesil dolaşıyorlar. Pek çoğunda zeka pırıltısından eser yok, hayat onlar için yeni bir Converse ayakkabı kadar bile değerli değil.

Ne yazıktır ki sizi bu hale sokan, düşünmeyen, geliştirmeyen, embesil yapan büyüklerinizden hesap da sormuyorsunuz…

Google’dan Müzik Servisi

Hemen söylüyorum: Bu yıl sona ermeden. Yasal yoldan müzik edinebilme sitelerinin şu anda en popüleri kuşkusuz Apple iTunes (iTunes da aynı zamanda video da var). Google “Daha çok pasta dilimi istiyorum” moduna girerek, bu işe de el atmış bulunuyor. Ancak gözden kaçırdıkları çok ciddi bir şey var: Ortaya koydukları ile hep taklit edilen olan Google, yavaş yavaş taklit etme moduna gidiyor. Önce Android, şimdi bu yasal müzik sitesi. Apple’dan sonra yapacağınız başka bir şey kaldı mı? Ha bir de Chrome OS’u hesaba katsak mı?

Steve Jobs – Aç Kal Budala Kal

Metacafe:

Dailymotion: