Türkiye’de Bilgisayar Mühendisi Olmak
Bilgisayar mühendisliği işveren ve vatandaş tarafında nasıl algılanıyor? Seçmek için doğru bir meslek midir? Bilgisayar Mühendisi olunca nelerle karşılaşacağım? Bu soruların yanıtlarını vermeye ve bilgisayar mühendisliğini anlatmaya çalışacağım..
Tarihçe
Öncelikle yazıya “mühendislik” ile başlayalım. Mühendis ne demektir? Mühendis dediğimiz kişi bilimsel bilgileri ve verileri tasarıma, geliştirmeye, üretmeye kullanabilen (ürün ve işlemler çıkartabilen) ve bunları yaparken sonuca en verimli, en ekonomik şekilde ulaşabilen kişi demektir. Tarihte ilk mühendislik 1747 yılında Ecole des Ponts et Chauesse’es isminde (Fransızcadır, Türkçe anlamı: Köprüler ve Yolların Ulusal Okulu) Fransa’da kurulmuştur. Türkçe anlamından da çıkaracağınız üzere, ilk mühendisler inşaat mühendisleridir. Sonrasında sırasıyla 1789’da Türkiye’de Mühendishane isminde, 1802 tarihinde US Askeri Akademi isminde Amerika Birleşik Devletleri’nde ve 1890 yılında İngiliz Cambridge Üniversitesi tarafından mühendislik konusunda eğitim verilmeye başlanmıştır.
Bilgisayar Mühendisliği nedir?
Bilgisayar Mühendisliği gibi bir bölümün varlığı halen dünya genelinde tartışılmaktadır. Bazı üniversiteler bilgisayarın mühendislikle ilgisi olmadığını savunmakta ve “Computer Science” (Bilgisayar Bilimleri) tanımının daha doğru olacağını savunmaktadır. Bilgisayar Bilimleri ve Bilgisayar Mühendisliği müfredatı bazı noktalarda kesişse de, Bilgisayar Bilimleri daha teorisel, Bilgisayar Mühendisliği ise daha pratiksel (uygulamalı) bölümlerdir. Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği ile karıştırılmamalıdır keza Bilgisayar Mühendisliği bölümü Elektrik Elektronik Mühendisliği ile Bilgisayar Bilimleri bölümlerinin karışımından oluşmaktadır.
Bilgisayar Mühendisliği eğitimi boyunca, herhangi bir dalda uzman yetiştirmek hedeflenmemiştir, müfredatı da bunun açık bir kanıtıdır. Yazılım, donanım, ağ yönetimi, sistem analizi, veri tabanı ve elektronik bilgileri temel ve orta düzeyde verilmekte, öğrencinin bu dallardan birini seçip kendisini o konuda geliştirmesi hedeflenmektedir. Dolayısıyla Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olan herkesin “yazılımcı” olmayacağı aşikar bir gerçektir.
Bilgisayar Mühendisliği Doğru Bir Seçim Midir?
Bu sorunun cevabı aslında, sizin kişisel yeneklerinizde ve becerilerinizdedir. Günümüzün ve geleceğin mesleklerinden biri olarak görülen Bilgisayar Mühendisliği, eğer “işsiz kalmam” düşüncesi ile seçilirse sonucu hüsranla bitecektir. Çünkü Bilgisayar Mühendisliği seçecek birinin uygulamalı bilimlere de yeteneği olması gerekmektedir.
Müfredat, üniversiteler arası değişiklikler göstermekle birlikte, genel olarak birinci ve ikinci sınıfta toplam 6 matematik (analiz1 (calculus1), analiz2 (calculus2), lineer cebir (linear algebra), ayrık matematik (discrete mathematics), diferansiyel denklemler (differential equations), olasılık ve istatistik (probability and statistical methods)); 2 fizik (fizik1 (physics1), fizik2 (physics2)) ve müfredata göre kimya (chemistry) gibi uygulamalı bilim dersleri bulunmaktadır. Bilgisayar Mühendisliği’ni seçen kişiler arasında okulu bırakma, en çok bu uygulamalı bilim derslerinin yoğunluk gösterdiği birinci sınıfta yaşanmaktadır. Genel olarak birinci sınıfta bir adet bölüm dersi almakla birlikte, yoğun olarak uygulamalı bilim derslerine ağırlık verilmektedir.
Hiç Bilgisayar Klavyesine Dokunmadım. Bilgisayar Mühendisi Olabilir Miyim?
Bu sorunun yanıtı da tamamen sizin azim ve hırsınıza bağlıdır. Ancak belirtmekte fayda var, müfredata göre bazı üniversiteler “Bilgisayara Giriş” isminde verilen birinci sınıf dersinde programlamaya başlamaktadır. Dolayısıyla bilgisayarın nasıl açıldığı, nasıl kullanıldığı ya da parçalarını öğretmeyen üniversiteler de vardır. Fakat bu gözünüzü korkutmasın. Şahsen bilgisayar kullanmayı üniversitede öğrenip de, şu anda iş bulan ve Türkiye şartlarına göre oldukça iyi maaş alan kişiler tanıyorum. Sonuç olarak bu sorunun kilit noktası azim ve hırstır.
İşveren Gözüyle Bilgisayar Mühendisliği
Türkiye ne yazık ki bilişim konusunda halen gelişmekte olan bir toplumdur. Hal böyle olunca, gereken saygı ve görevi alamayabilirsiniz. Örneğin web programlama işine kaymak istiyorsanız, sizden sadece programcı olmanız beklenmez. Pek çok şirket, aynı zamanda görsel alanlarda da (Photoshop, Flash gibi) bilgi sahibi olmanızı ve hatta deneyimli olmanızı beklerler. Dolayısıyla iş bilgisayar mühendisliğinden çıkıp, “Ne iş olsa yaparım abi” moduna geçmektedir.
Bununla birlikte, işini layıkıyla yapan şirketler de bulunmaktadır. Kişileri uzmanlık alanlarına göre şirket içinde konumlandırırlar ve bu şekilde kişiden maksimum performansı elde ederler. Fakat bu tarz şirketlerin pek çoğu sizden en az 3 yıllık deneyim beklemektedir. Dolayısıyla bu şirketler sizin ikinci, belki de üçüncü durağınız olacaktır. İlk durağınızda gerektiğinde ağ kurmayı, bilgisayar teknisyenliği yapmayı (format atma, donanım parçaları takma, bilgisayarları donanımsal ve yazılımsal olarak güncelleme), İnternet sitesi tasarlamayı ve programlamayı bilmeniz, işsiz kalmamak açısından önem teşkil eder. Yanlış anlaşılmasın, ben böyle bir düşünceyi ve düzeni onaylamıyorum. Fakat amacım size piyasa tecrübelerimle Türkiye gerçeğini yansıtmak.
Vatandaş Gözüyle Bilgisayar Mühendisliği
Eğer çevrenizde bilgisayar mühendisi olduğunuz duyulursa, sizi ciddi anlamda garip sorular bekler. “Abi ben kız arkadaşımın kimle konuştuğunu merak ediyorum, MSN adresini bir kırabilir misin?”, “Ya yeni bir cep telefonu alacağım, ne almalı sence?”, “Birader yeni bir kamera alacağım, ama mercek konusunda takıldım, yardımcı olur musun?” gibi aslında bölümünüzle alakalı olmayan pek çok soruyla muhatap olacağınızdan emin olabilirsiniz. Üstelik kekler, börekler ve benzer gıda ürünleri ile komşunun kızının ya da oğlunun bilgisayarına format atmanız da beklentiler arasındadır. Hatta ben bu konunun en uç noktasında bir soruyla karşılaştım. Tanıdıklarımızdan bir tanesi, elektronik olarak programlanabilen bir fırın almış, ancak kendi özel tarifine göre zaman ayarlaması yokmuş. Aramızda geçen diyalog şu şekildeydi:
- Merhaba Can, nasılsın?
- İyiyim siz nasılsınız?
- Ben pek iyi değilim.
- Hayırdır ne oldu? Bir şeyiniz yok ya?
- Yok yok, sağlığım iyi, ama fırınla başım dertte.
- (Ben bu sırada ne olduğunu anlamaya çalışıyorum) Nasıl anlamadım?
- İsmet amcan bir fırın aldı. Bu fırının kendi kendine ayarları var. Ama benim kek için zaman ayarı yok. Şuna bir bakıversen?
- (Son derece dumur olmuş bir şekilde) Bakayım, ama nasıl bir yardım bekliyorsunuz onu anlayamadım?
- Sen bilirsin evladım, bu benim keke göre de zaman ayarlı olsun. Geçen Sevim teyzenden duydum, her şeyi yapıyormuşsun bu elektronik aygıtlarla ilgili (Sevim teyzenin dijital televizyon alıcısının kablosu çıkmıştı, onu taktım. Her şeyi bilir olmuşum da haberim yokmuş
)
Diyaloğu uzatmaya gerek yok, sonuç ortada



Son Yorumlar