Arşiv: 'Internet'

Bir şeyleri İlk Yapmak Güzel Ama…

Size kanlı canlı bir örnek vereyim: Teknovole.com‘u kurduğumda, geniş bir yelpazeden herkese teknoloji konusunda bilgi vermekti. “Teknolojiyi sevdirme” gibi bir çabam hiçbir zaman olmadı, omuz omuza çalıştığım arkadaşlarımın hiçbirinden de bunu beklemedim. Çünkü bana göre teknoloji sevilecek şey değil. Teknolojiyi neden sevesiniz ki? Özene bözene aldığınız 2.000 TL’lik telefonu sol elinize aldığınızda anteninin çekmemesi mi sevilecek şey? Biraz daha zorlasanız araba fiyatına aldığınız dizüstü bilgisayarınızın donup kalması mı? Teknolojiye aşığım ve üstüme kıyafet almam belki ama ikici bir harici disk alabilirim, o derece… Ama sevilecek bir yanı yok.

Teknovole.com, benzer teknoloji sitelerinden farklı olmalıydı. Amaç “bilgi vermek”ti vermesine, ama odun gibi bilgi vermek değildi. Aynı zamanda soru-cevap şeklinde yardım da etmekti. Bugün hiç kimse çıkıp da “Yorum kısmında soru sorduk yanıtlamadınız” diyemez.

İnşaat ve otomobil teknolojileri gibi teknoloji sitesinde pek görmeye alışkın olmadığınız konuları ilk kez Teknovole.com ele aldı. Aksini iddia eden varsa, hodri meydan!

Geçtiğimiz günlerde oldukça popüler bir bilgisayar/teknoloji sitesinde otomobil teknolojileri konusuna yer verildiğini gördüm. Vay bea dedim kendi kendime “İyi tamam, ilk kez yaptın da devamı gelmeyince millete malzeme verdin”. Ama kimsenin bilmediği bir sırrımı sizinle paylaşacağım: Türkiye’de içme suyu biter, bende fikir bitmez. İşte bu yüzdendir ki ilerleyen zamanlarda yeni proje ve fikirlerle her an karşınızda olabilirim. Hatta olacağımdan emin olabilirsiniz.

Bu Sefer Olmuş: Internet Explorer 9

Şu anda varsayılan İnternet tarayıcısı olarak Mozilla Firefox 3.6.10 versiyonunu kullanıyorum ve açıkçası eklenti gücü sayesinde kolay kolay başka bir İnternet tarayıcısı kullanmaktan keyif alabileceğimi de düşünmüyorum. Hele hele ağır, her yeni sekme açtıkça hantallaşan Internet Explorer 8′den nefret ettiğim kadar da hiçbir tarayıcıdan nefret etmemişimdir herhalde. Web uygulamaları geliştirdiğimde, popüler olan bütün tarayıcılarda testini yaparım, Apple Safari hariç. Windows versiyonu rezalet, Apple’ım olmadığı için kendi çöplüğündeki meziyetlerini de açıkçası takdir edemiyorum. Dolayısıyla Internet Explorer, Mozilla Firefox, Opera, Google Chrome bilgisayarımda yüklü İnternet tarayıcılar. Kullanım zevki bakımından Mozilla Firefox, Opera, Google Chrome ve Internet Explorer olarak sıralama yapmam mümkün. Fakat bu sıralama, Internet Explorer 9′u denemem ile kesinlikle değişti. Tüm dünya ile aynı anda Türkiye’de de beta sürümünü kullanabildiğiniz Internet Explorer, her ne kadar Web’de devrim yarattığını iddia etse de ben buna katılmıyorum. Ancak kendi içinde devrim yarattığı ve şu ana kadar çıkmış en iyi Internet Explorer olduğunu dürüstçe söyleyebilirim. Internet Explorer 9′un özelliklerine kısaca bir göz atalım:

1. Artık İnternet siteleri pinlenebiliyor. Bu özellik Windows 7 ile birlikte hayatımıza girdi. Bildiğimiz Windows Taskbar (görev çubuğu)’a dilediğimiz programları ekleyerek, kendi içlerindeki özellikleri gruplayarak görüntülemesini sağlayan bir şey. Örneğin Firefox’ta 10 tane sekme açtınız ve sonrasında başka bir program açtınız. Bu 10 sekmeden birine ulaşmak için Firefox’u açmanıza gerek kalmadan, görev çubuğundaki ikonunun üzerine gittiğinizde 10 tane sekmeyi de gösteriyor. Internet Explorer 9′daki bu özellik sayesinde, herhangi bir sekmede açtığınız web sitesinden dolayı program çökerse etkilenmemiş oluyorsunuz. Aynı zamanda pinlediğiniz web sitesi ayrı bir Windows programı gibi çalıştığından, hem performansı artıyor hem de Internet Explorer’ı kapatsanız bile görev çubuğundaki yerini koruyor. Gayet iyi düşünülmüş bir özellik. Pinlemek istediğiniz İnternet sekmesini kafasından yakalayıp görev çubuğuna sürüklemeniz yeterli.

2. Pinli durumdaki uygulamaların üzerine gidip sağ tıkladığınızda, o programa ait özellik penceresi açılıyor. Bu da Windows 7 ile hayatımıza giren bir özellik ve adına “jump list” diyorlar. Dolayısıyla görev çubuğuna pinlediğiniz web sitesi için de jump list özelliğini kullanmanız mümkün.

3. Sekme yapısı tamamen değiştirilmiş, adres çubuğunun yanında çıkıyor. Her ne kadar bu konuda eleştiri alsa da ben açıkçası beğendim, görüş alanını arttırıyor ve kullanımı da oldukça kolay.

4. Dosya indirmek, Internet Explorer’da tabir caizse “iğrenç”ti. Normal İnternet hızınızın yerlerde sürünen haliyle dosya indiriyordunuz. Mozilla Firefox ve Opera’yı farklı kılan özelliklerden biri de buydu çünkü dosya indirme yöneticileri, harici bir dosya indirme yöneticisi niteliğinde çalışıp, bağlantı hızınıza yakın bir hızda indirebiliyorsunuz. Internet Explorer 9′un indirme yöneticisinde geliştirme yapılmış ve eskisine nazaran oldukça hızlanmış. 5. Internet Explorer 9′u ilk açtığımda “Bak bu eklentiler benim yavaş çalışmama sebep oluyor, istersen kapatabilirsin” gibisinden bir uyarı mesajı aldım. Benim gibi performans manyağı biri açısından oldukça tatmin edici bir özellik.

6. Pinlenmiş web sitelerindeki yoğun rengi, ileri geri butonları gibi alanlarda renk olarak kullanıyor. Gereksiz gibi görünen bir özellik olsa da, bu tarz özellikler “hava atma” özelliği olarak düşünebilir ve benim oldukça hoşuma gitti.

SONUÇ: Basit görsel tasarımı, hızı ve Windows ile entegresi bakımından yeni Internet Explorer 9 gerçekten güzel. Hatta beni o kadar memnun etti ki, şu anda ikinci popüler tarayıcım oldu, Opera’yı 3 numaraya sürükledi. Web sitesi açılış hızları bakımından da ciddi bir gelişme var. Internet Explorer 8 kullanıcısıysanız ve Internet Explorer’ı seviyorsanız, Internet Explorer 9′a aşık olacaksınız! HTML 5 desteği ile uzun soluklu olacağını da gösteriyor.

NEREDEN İNDİREBİLİRİM?: Microsoft’un Internet Explorer 9 için kurduğu Beautyoftheweb (Web’in güzelliği) sitesinden, Windows 7 için 32 bit ya da 64 bit versiyonlarını indirebilirsiniz. Sayfa açıldığında sağ üstteki “Download Now” butonuna tıklamanız yeterli.

Youtube ve Yasaklı Sitelere Girmenin Yolu (Sürekli Güncel)

Teknolojide yasak olmaz, mutlaka bu yasağı aşmanın bir yolu bulunur. Youtube’a girmek için hosts dosyalarındaki değişiklikten tutun da DNS ayarlarına kadar çeşitli yöntemler olsa da, DNS’lerin pek çoğu artık işe yaramaz hale geldi. Son yasak, pek çok hosts dosyasının da patlamasına neden oldu. Şimdi herkes fellik fellik Youtube ve diğer yasaklı sitelere nasıl gireceğinin yöntemini arıyor.

Benim en başından beri kullandığım yöntem ise Mozilla Firefox İnternet Tarayıcısı + FoxyProxy eklentisi. Bir süre önce bulduğum otomatik proxy listesi ile de iyice rahat ettim: http://go.navige.com. Yasaklı siteleri belirliyorum, buralara proxy ile otomatik bağlanıyorum. Diğer sitelere ise kendi internet adresimle bağlanıyorum ve hayatımdan da oldukça memnunum :)

Bu yöntem, yazılar içine gömülmüş YouTube videolarınızı da açmanızı sağlar. Daha önce anlattığım yöntem ile bunu yapamazsınız. Ayrıca Navige size oldukça hızlı proxy sağlıyor, diğer pek çok proxy gibi kağnı hızında değil, gerçek bağlantı hızınıza yakın bir hızda yasaklı siteleri açabiliyorsunuz.

Şimdi benim de kullandığım bu yöntemi sizinle paylaşıyorum, HD kalitesinde video anlatımlı olarak:

Youtube’a Girmenin En Kolay Yolu

Proxy ayarlarına boğulmadan, İnternet üzerinden servis satın almadan, tamamen bedava ve giriş garantili yol, bu adrese giderek, girmek istediğiniz sitenin adresini yazıp “Begin Browsing” butonuna kliklemek. Hepsi bu kadar :)

beatFiltering

Web Sayfalarını Nasıl Görüntülüyorsunuz?

Hergün belki yüzlerce web sayfasını ziyaret ediyorum. Her ziyaretim sırasında aslında işlemin nasıl işlediğini bilmeme rağmen hep aklıma geliyor :) Ahanda şimdi isteği gönderdi gibisinden kendi kendime gelin güvey oluyorum :) Peki siz web sayfalarını nasıl görüntülediğinizi merak etmiyor musunuz? Teknik detaylarına girmeden gelin kısaca bahsedelim:

1. Internet tarayıcınızın (Mozilla Firefox, Microsoft Internet Explorer, Opera, Google Chrome vb.) adres çubuğuna sayfanın adresini yazıp entera basıyorsunuz. Örnekte canartuc.com’a girdiğinizi varsayalım.

2. Internet tarayıcınız canartuc.com’un IP adresine bakıyor.

3. Bu IP adresinden yola çıkarak, Internet tarayıcınız canartuc.com ‘un ana sayfasını görüntülemek istediğini belirten bir isteği, canartuc.com’un İnternet üzerinde bulunan sunucusuna gönderiyor.

4. İnternet sunucusu, İnternet üzerindeki bir bilgisayardır. Teknik farklılıklarını göz önüne almazsak, sizin kullandığınız bilgisayar gibi bir şey. Bir sabit diski (hard disk) var ve İnternet sitelerini bu sabit diskte saklıyor. Bu noktada isteği alan sunucu, sabit diskinde sitenizin yerine bakıyor.

5. Sunucu sabit diskinde talep ettiğiniz İnternet sayfasını bulursa, Internet tarayıcınızda sayfayı görüntülemiş oluyorsunuz. Şayet bulamazsa, “404 – Not Found” (404 – Bulunamadı) uyarısını görüntülüyorsunuz.

Bu sürecin oldukça basit bir kısmı. Şayet PHP, ASP .Net gibi uygulama dilleri ile oluşturulmuş, bir de üstüne veritabanı kullanılmışsa, bu adımlardan sonra başka adımlar gerçekleşiyor. Ama bu durumda olay biraz daha teknikleşiyor. Bu yazıdaki amacım da teknik detaya boğulmadan, bir web sayfasına girerken aklınızdan bu adımları geçirtebilmek :)

Google’dan Müzik Servisi

Hemen söylüyorum: Bu yıl sona ermeden. Yasal yoldan müzik edinebilme sitelerinin şu anda en popüleri kuşkusuz Apple iTunes (iTunes da aynı zamanda video da var). Google “Daha çok pasta dilimi istiyorum” moduna girerek, bu işe de el atmış bulunuyor. Ancak gözden kaçırdıkları çok ciddi bir şey var: Ortaya koydukları ile hep taklit edilen olan Google, yavaş yavaş taklit etme moduna gidiyor. Önce Android, şimdi bu yasal müzik sitesi. Apple’dan sonra yapacağınız başka bir şey kaldı mı? Ha bir de Chrome OS’u hesaba katsak mı?

Kimse Google’da Birinci Sıra Garantisi Veremez

İnternet üzerinde pek çok şirket görüyoruz: Google’da 1. sırada olun! gibisinden pek de mantığa sığmayacak iddiaları var. Ben gülüp geçiyorum, ama buna inananlar da var. Hata inananlarda değil, herkes her şeyi bilemez.

Amacım her zaman olduğu gibi “kanıtlı” doğru bilgiyi vermek. Google’ın SEO yardım sayfasına bir göz atın, kafanızdaki bütün soru işaretleri ortadan kalksın.

Saf Olmayalım

Yazının başında her iki sorunun da yanıtını veriyorum: Hayır! Bugün Wikipedia bile yüzde 100 doğru bir bilgi kaynağı değildir. Amacım İnternet üzerindeki bilgiyi kötülemek ya da yermek değil. A&E televizyon ağının bir parçası olan History Channel’da bile bugün acayip, abidik gubidik bilgiler veriliyor. Fakat ne hikmetse, bunların hep bizim başımıza gelebileceğine dair güçlü bir inancımız var. Halbuki gerçek böyle değil.

İnternet sitesi olan herkesin birincil hedefi, Google’da üst sıralarda yer alabilmektir. Bunun için herkes bazı yollar söylüyor, ama hiçbirinin doğruluğuna açıkçası inanmıyorum. Neden mi? Yahu böylesine “hayati” bir bilgiyi kim doğru verir ki? Hayatın sırrını açıklamak gibi bir şey. Bugün belli başlı anahtar kelimelerle Google’da birinci sırada olmanız demek, reklam yatırımı yapmadan binlerce ve hatta içeriğe göre milyonlarca kişilik günlük hite denk geliyor. Peki hiç şöyle düşündünüz mü? SEO (Search Engine Optimization – Arama motoru optimizasyonu) konularında gerçek saptırılamaz mı? Bu şekilde pek çok web sitesi, daha yarışa başlamadan egale edilemez mi? Bana gayet mantıklı görünüyor. 2005 yılında Yahoo! 70,392,567 web sitesini indekslediğini açıkladı. Yine Yahoo!’dan yapılan açıklamaya göre Kasım 2009 tarihinde 20,340,000,000 web sayfası (sitesi değil) indekslenmiş. Google cephesinden baktığımızda, 25 Temmuz 2008 tarihinde yuvarlak hesap 1 trilyon tekil İnternet adresi (URL) indekslediğini açıkladı. Böylesi bir rekabet ortamında, belden aşağı vuranlar oldukça fazla olacaktır. Bunun da en “inandırıcı” yolu, SEO gibi konularda “insanlara yardım etmek” çerçevesi içinde aslında köstek olmak değil de nedir?

Teknovole.com’u kurduğumuzun daha birinci ayı bile dolmadan Google Pagerank değeri olarak 4 puan aldık. SEO bilgileri sunan pek çok site bunun imkansız olduğunu söylüyor. Özgün içerik de bir yere kadar kardeşim diyorlar. Peki nasıl oldu bu iş? (Meraklısına: Bu siteye girerek pagerank değerini kontrol edebilirsiniz)

Sonuç olarak bırakın İnternet’i, kitaplarda, dergilerde, televizyondaki bilgiler çarpıtılıp sunuluyor. İnternet bundan etkilenemez mi? Pekala etkilenir!

Google’a girip aradığınız bir şey sonucunda çıkan sayfalardaki bilgiler, gerçeği yansıtmayabilir. Bu yüzden her gördüğünüz bıyıklıyı babanız sanmayın :)

Ek: Google’ın kendi orjinal sayfasında, şöyle bir ibare bulunuyor:

No one can guarantee a #1 ranking on Google.

Beware of SEOs that claim to guarantee rankings, allege a “special relationship” with Google, or advertise a “priority submit” to Google. There is no priority submit for Google. In fact, the only way to submit a site to Google directly is through our Add URL page or by submitting a Sitemap and you can do this yourself at no cost whatsoever.

Türkçesi şu: Kimse Google’da 1. sırada olmayı garantileyemez. “Özel ilişkisi” olduğunu öne sürelerin ve “öncelikli kayıt”lar hakkında dikkatli olun. Google’a öncelikli kayıt diye bir şey yoktur. Gerçekte Google’a URL’yi doğrudan kaydedebilir, sitenizin sitemapini gönderebilir ve bunu tamamen ücretsiz olarak gerçekleştirebilirsiniz.

Ötesi var mı?

Bırakın Bu İşleri

Siyaset konuşmayı da, konuşanı da sevmem. İki kelam etsem daral gelir, fenalık basar. Siyaset bana göre bir gün ak diye tutturduğun şey için ertesi gün “Kara demiştim kardeşim” diyebilme “sanatı”dır. Ben de bunu yapamam, yapmak da istemiyorum.

Dedim ya, çok siyaset konuşunca daral gelir diye. O yüzden kısa kısa yazacağım, aklı başı yerinde olan herkes ne demek istediğimi zaten anlayacaktır.

Öncelikle bu adresteki haberi bir okuyalım çünkü bu haber üzerinden gideceğim. Ulaştırma bakanı Binali Yıldırım’ın dediklerinden yola çıkarak, madde madde “ilahi komedya”yı açıklayacağım:

Binali YILDIRIM: “Memleketin meseleleri dururken, millet para kazanıyor. Bir reklam, pazarlama şirketin olacak, hiç bir tane fatura kesmeyeceksin. Ondan sonra da ‘internete özgürlük’ diye Türkiye’den de adamları götüreceksin merkezine dolaştıracaksın, ondan sonra yazıp çizecekler. Böyle şey olmaz. Bu ülkenin haklarını korumak hepimizin görevi”

Bunu söyleyen Binali YILDIRIM’ın geçmişine bir bakalım: İstanbul Deniz Otobüsleri Genel Müdürü olduğu dönemlerde yakınlarına büfe vererek çıkar sağladığı gerekçesiyle görevden alınmış bir siyasetçi. Kaynak da burada. Sayın bakan acaba o dönemde, her verdiği büfe için fatura kesiyor muydu :) O dönemde milletin meseleleri yok muydu? Bu işin tarihi eski, herhalde peşkeş çekilen büfelerden gelen paralar suyunu çekti, şimdi Google tırtıklanmaya çalışılıyor. Ama burada bakana katıldığım bir nokta var: “Bu ülkenin haklarını korumak hepimizin görevi” diyor ya, işte bu nokta… Bu görevi üstlenerek sizi istifaya davet etsem, vatandaşlık görevimi yerine getirmiş olur muyum?

Binali YILDIRIM: “23 ülkeye yerli sürüm yapmışsın. Niye Türkiye’nin yok? Türkiye’ye de yap.”

Burada bakan Youtube’tan bahsediyor. Google da gerizekalı zaten, açık olmayan bir şey için yerli sürüm yapacak. Arama motorunun yerli sürümü yok mu sayın bakan? Açık olan şeye adamlar yapıyor işte.

Binali YILDIRIM: “Sen şimdi Atatürk’e hakaret içeren bilgileri, videoları koyacaksın. Biz de ‘varsın olsun canım işte bu yani basın özgürlüğüdür, hürriyetlerdir…’ Bu ülkenin değerlerini biz korumayacağız da kim koruyacak? Bizim bir vatandaşımız yapsa aynı şeyi, adam ülke içinde gidecek yer bulamaz. Ne bu müsamaha? Yapmayalım lütfen. Bu ülkenin değerlerini biz korumayacağız, kim koruyacak?”

Ulaştırma bakanı olduğunuz partinin başkanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 21.11.1994 tarihinde bakalım neler söylemiş: “Ben İstanbul’un imamıyım. Elhamdülillah şeriatçıyım. Yılbaşına karşıyım. Ata’ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok. Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, yahu bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek.” Kaynak burada. Türkiye’yi Cumhuriyet rejiminde ve demokratik bir ülke olarak kuran Atatürk’e karşı “Elhamdülillah şeriatçıyım” demek zaten hiç saygısızlık değildir. Her gün Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk, Türk Ordusu ve Türk Polisi hakkında atıp tutan, ülkeyi bölmeye çalışanlar, bugün mecliste oturuyor efendi! Dağdan inenleri çiçeklerle karşılattırıyorlar, sesiniz çıkmıyor! Hani böyle bir şey yapan vatandaşımız ülke içinde gidecek yer bulamazdı?

Sizin Youtube’u kapatmanızdaki neden başka efendi, çık doğrusunu söyle. Bizim yaptığımız yolsuzlukların, eskiden söylediğimiz lafların videoları var, şimdi karşımıza çıkınca çok zor durumda kalıyoruz, o yüzden kapattık Youtube’u de, gel canımı ye. Kitap çıkartanı, söyleşiye katılanları Ergenekon’dan içeri sokabiliyoruz, ama İnternet ortamını denetleyemiyoruz de, başımın üstünde yerin var.

Siyaset konuşmayı da, konuşanı da sevmem. Konuşunca da böyle sert konuşuyorum, desteksiz sallamadığım için de bunun adına siyaset demiyorlar zaten.

Böyle Rezalet Görülmedi

2 Haziran 2010 gecesinden itibaren Teknovole.com hitlerinde ciddi bir düşüş yaşıyoruz. 3-4-5 Haziran da bu şekilde devam etti. Hatta durumumuzla ilgili Teknovole.com ekibi olarak toplanıp durum değerlendirmesi yaptık. Sorun ne olabilirdi? “İçeriği daha sık güncellemeliyiz”, “Daha çok yeni başlayanlara yönelik bilgi verelim”, “Ekip eridi, aramıza yeni arkadaşlar katmamız lazım” gibisinden pek çok fikir söyledik. Tabii biz nerden bilelim BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu)’nın işimize çomak soktuğunu?

Teknovole.com’u her açışımda sorun yaşıyorum. Daha bugün, sunucu desteğimizi sağlayan şirkete “Sunucularda mı bir problem var, Teknovole.com’u açamıyorum, açıldığında da 5 dakika geçiyor” şeklinde bir e-posta gönderdim. Konuyla ilgili “Sunucularımızda bir sorun yok, bize nslookup (pingleme) değerlerinizi gönderir misiniz?” şeklinde bir cevap geldi. Bu cevabı aldığım anda da araştırma sonucunda buradaki habere ulaştım. İşin rengi ortaya çıkmıştı. BTK açıklamasında her ne kadar konunun Youtube ile ilgili olduğunu söylese de, olay ciddi bir boyutta. Nitekim IP adresi dediğimiz olay (özetle, İnternet’e bağlı her bilgisayarın İnternet üzerindeki özelliğine göre sabit veya değişken kimliği), bloklar şeklinde oluşuyor. İşin detay bilgisine girmeyeceğim, konudan çok sapmak istemiyorum. Ama kısaca anlatmak gerekirse, paralel bağlanmış ampülleri düşünün. Bir tanesi bozulursa hiçbiri yanmaz. Aynı durum IP adreslerinde de geçerli. Youtube’un 1 tane IP adresi yok, dolayısıyla içinde bulunduğu bloğa “engel” koyarsanız, diğer IP adresleri de bu durumdan etkilenir. Sonuç: Google Adsense, Google Analytics, Google Maps gibi Google hizmetleri kullanan bütün sitelere Türkiye’den erişirken sorun yaşıyorsunuz, görüntüleyemiyorsunuz.

Durumu net irdelemeyince, çok basit bir şey gibi görünüyor. Ama işi bizim gibi İnternet üzerinden olanlar ciddi biçimde etkilendi. Zaten üç beş kuruş Google Adsense gelirimiz var, başka gelirimiz yok, ondan da olduk. Onu bırakın, ziyaretçi sayımız azaldığı ve buna bağlı olarak sayfa izlenme oranlarımız düştüğü için, arama motorlarında tırnaklarımızla kazıyarak (özgün içerik) geldiğimiz noktadan düştük. Hadi işin parasal boyutunu geçelim (geçemeyiz, ama neyse), kim gelmiş, nerden gelmiş, hangi yazı daha çok okunmuş, arama motorlarında bize hangi anahtar sözcüklerden gelmişler gibi bizim için hayati değerler taşıyan bilgilerden de olduk, nitekim Google Analytics kodlarını siteden çıkarttık.

Yahu olay Youtube ile ilgili, neden Google Analytics ve Google Adsense’i araya sokup işi bulandırıyorsun diyebilirsiniz. Yaklaşık 20 dakika öncesinde 5 dakika bekleyerek açabildiğim Teknovole.com, Google Adsense ve Google Analytics kodlarını kaldırınca 4 saniyede açılmaya başladı. Acaba neden?

Kim bu rezalete dur diyecek? Ciddi bir maddi beklenti taşımadan, sürekli harcama yaparak yürüttüğümüz Teknovole.com, böylesi çomak sokmalara karşı ne yapabilir? Bir devlet, kendi ülkesinde yatırım yapan insana eziyet eder mi?

Cehennemin denetimci zebanileri toplanmış, cehennemdeki durumu değerlendirmek üzere denetleme yapıyorlar. Her milletten insanlar ayrı kazanlarda ve başında görevli bir zebani duruyor. Kazandan çıkmak isteyen, görevli zebaninin elindeki kepçeyi kafasına yemesiyle geri iniyor. Denetimci zebaniler bir bakmış, Türkler’in bulunduğu kazanda görevli zebani yok. Denetimcilerden biri “Bu ne rezillik, nasıl iş yapıyorsunuz” diye bağırmaya başlarken, görevli zebanilerden biri atılmış: “Aman efendim, hiddete gerek yok. Türkler’in bulunduğu kazanda biri çıkmaya çalıştığında, diğeri zaten paçasından tutup aşağı çekiyor. Biz oraya görevli koymayarak, iş gücünden tasarruf ediyoruz”.

Ortaya Karışık – 1

Renkler ve zevklere karışılmaz, herkesin kendine özgü rengi ve zevki vardır. Gülşen’i sevmem, müziklerini de dinlemem. Ama geçtiğimiz günlerde müzik kanallarından birinde “Ezber Bozan” şarkısına denk geldim. Yahu sözlerini duyunca, herhalde bu şarkıyı muhasebeci yazdı dedim. Benimle aynı görüşte olan var mı :)