Siyaset konuşmayı da, konuşanı da sevmem. İki kelam etsem daral gelir, fenalık basar. Siyaset bana göre bir gün ak diye tutturduğun şey için ertesi gün “Kara demiştim kardeşim” diyebilme “sanatı”dır. Ben de bunu yapamam, yapmak da istemiyorum.
Dedim ya, çok siyaset konuşunca daral gelir diye. O yüzden kısa kısa yazacağım, aklı başı yerinde olan herkes ne demek istediğimi zaten anlayacaktır.
Öncelikle bu adresteki haberi bir okuyalım çünkü bu haber üzerinden gideceğim. Ulaştırma bakanı Binali Yıldırım’ın dediklerinden yola çıkarak, madde madde “ilahi komedya”yı açıklayacağım:
Binali YILDIRIM: “Memleketin meseleleri dururken, millet para kazanıyor. Bir reklam, pazarlama şirketin olacak, hiç bir tane fatura kesmeyeceksin. Ondan sonra da ‘internete özgürlük’ diye Türkiye’den de adamları götüreceksin merkezine dolaştıracaksın, ondan sonra yazıp çizecekler. Böyle şey olmaz. Bu ülkenin haklarını korumak hepimizin görevi”
Bunu söyleyen Binali YILDIRIM’ın geçmişine bir bakalım: İstanbul Deniz Otobüsleri Genel Müdürü olduğu dönemlerde yakınlarına büfe vererek çıkar sağladığı gerekçesiyle görevden alınmış bir siyasetçi. Kaynak da burada. Sayın bakan acaba o dönemde, her verdiği büfe için fatura kesiyor muydu :) O dönemde milletin meseleleri yok muydu? Bu işin tarihi eski, herhalde peşkeş çekilen büfelerden gelen paralar suyunu çekti, şimdi Google tırtıklanmaya çalışılıyor. Ama burada bakana katıldığım bir nokta var: “Bu ülkenin haklarını korumak hepimizin görevi” diyor ya, işte bu nokta… Bu görevi üstlenerek sizi istifaya davet etsem, vatandaşlık görevimi yerine getirmiş olur muyum?
Binali YILDIRIM: “23 ülkeye yerli sürüm yapmışsın. Niye Türkiye’nin yok? Türkiye’ye de yap.”
Burada bakan Youtube’tan bahsediyor. Google da gerizekalı zaten, açık olmayan bir şey için yerli sürüm yapacak. Arama motorunun yerli sürümü yok mu sayın bakan? Açık olan şeye adamlar yapıyor işte.
Binali YILDIRIM: “Sen şimdi Atatürk’e hakaret içeren bilgileri, videoları koyacaksın. Biz de ‘varsın olsun canım işte bu yani basın özgürlüğüdür, hürriyetlerdir…’ Bu ülkenin değerlerini biz korumayacağız da kim koruyacak? Bizim bir vatandaşımız yapsa aynı şeyi, adam ülke içinde gidecek yer bulamaz. Ne bu müsamaha? Yapmayalım lütfen. Bu ülkenin değerlerini biz korumayacağız, kim koruyacak?”
Ulaştırma bakanı olduğunuz partinin başkanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 21.11.1994 tarihinde bakalım neler söylemiş: “Ben İstanbul’un imamıyım. Elhamdülillah şeriatçıyım. Yılbaşına karşıyım. Ata’ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok. Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, yahu bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek.” Kaynak burada. Türkiye’yi Cumhuriyet rejiminde ve demokratik bir ülke olarak kuran Atatürk’e karşı “Elhamdülillah şeriatçıyım” demek zaten hiç saygısızlık değildir. Her gün Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk, Türk Ordusu ve Türk Polisi hakkında atıp tutan, ülkeyi bölmeye çalışanlar, bugün mecliste oturuyor efendi! Dağdan inenleri çiçeklerle karşılattırıyorlar, sesiniz çıkmıyor! Hani böyle bir şey yapan vatandaşımız ülke içinde gidecek yer bulamazdı?
Sizin Youtube’u kapatmanızdaki neden başka efendi, çık doğrusunu söyle. Bizim yaptığımız yolsuzlukların, eskiden söylediğimiz lafların videoları var, şimdi karşımıza çıkınca çok zor durumda kalıyoruz, o yüzden kapattık Youtube’u de, gel canımı ye. Kitap çıkartanı, söyleşiye katılanları Ergenekon’dan içeri sokabiliyoruz, ama İnternet ortamını denetleyemiyoruz de, başımın üstünde yerin var.
Siyaset konuşmayı da, konuşanı da sevmem. Konuşunca da böyle sert konuşuyorum, desteksiz sallamadığım için de bunun adına siyaset demiyorlar zaten.
Son Yorumlar