Hakkımda

İşin açıkçası şöyle “1984 yılında Ankara’da su yokken dünyaya gelen Can, çok kısa bir süre sonra bilgisayar dünyasıyla tanışmış ve bir daha kopamamıştır” gibi başlayan bana göre komik “Hakkımda” yazılarını beğenmiyorum. Dolayısıyla kendi tarzımda yazacağım =:-) Hoş yukarıda yazdığım yalan değil, doğduğum gün su yokmuş.
1984 yılında, Ankara’da dünyaya gelmişim ve halen de Ankara’da yaşıyorum. Bilgisayarla tanışmam (aslında bilgisayar denemez, elektronik cihaz daha iyi bir tanımlama) içinde 1000 tane oyun olduğu iddia edilen, ama aslında hepsi birbirinin biraz değişiği olan televizyon atarileriyle başladı. O dönemden başlayarak aslında hiçbir zaman bilgisayar oyunları çok sevmedim, hep “Bunu nasıl yapmışlar yaaaa?” diye düşünerek zamanım geçti. Daha sonra babamın mavi-beyaz ekranlı ve yaklaşık 10 kilo ağırlığındaki dizüstü bilgisayarında Paint programı turlarına başladım, Windows 3.1′e denk gelir. Ancak o dönemde bilgisayarla yapılabilecekler sınırlıydı. Üstelik halen devam etmekte olan ekran kartı ve ses kartı sorunları vardı. O dönemin popüler bilgisayarlarından Commodore 64 ile tanıştıktan sonra, ilk olarak Basic öğrenmeye başladım. O dönemde bilgisayarcımdan yaklaşık Commore 64 parası eden, örnek Basic programlarının olduğu kitabı aldım. Tabii bunları almak kolay olmuyor, genellikle rahmetli babaanneme yalvararak geçen bir dönemden bahsediyoruz, kendisini saygıyla anıyorum. Cuma günleri ağabeyimle oynadığım Test Drive 1 (deneme sürüşü) oyunu en büyük oyun zevkimdi. Cuma günleri oynuyorduk, çünkü her bölümün yüklenmesi yarım saat alıyordu. C64 iyiydi, hoştu, ama beklentileri karşılamıyordu. Nitekim küçük bir top şeklindeki piksel doldurulmuş şekli bilardo topu gibi kenarlara çarptırmak için yazılan kod 10.000 satıra kadar çıkabiliyordu.
Uzun uğraşlardan sonra Amiga 500 Plus‘a geçebilen bizler, o dönemde bilgisayarların de ilk versiyonlarının gelişmesine şahit oluyorduk. Prince of Persia en baba oyunlardan biriyken, bilgisayarcıda yaptığımız Sensible Soccer ve Kick Off turnuvalarını da unutmamak gerekir. Ya bu adam hani oyun oynamayı sevmiyordu diye düşünüyorsanız, bu saydıklarım yegane oynadığım oyunlardı. Crack olayları o günlerde de çok yaygındı. Ama genelde oyun yüklendiği sırada isim yazma gibi aslında gereksiz, ama bir o kadar da zevk veren işlere verilen addı. İtiraf ediyorum, ben de çok yaptım =:-) Bu dönemlerde iyice bilgisayar içinde yaşamaya başladım. Kodlamadan dolayı sinir-stres olduğum dönemlerde Mortal Kombat 1 ve 2 ‘de birkaç kişiyi pataklayarak rahatlıyordum.
Yaş 14′e geldiğinde ilk doğru düzgün bilgisayarıma, şu andaki performs ve fiyatları karşılaştıracak olursak eşek yükü parayla sahip oldum, babam sağolsun =:-) Pentium 3 450Mhz işlemci, 128MB RAM, Nvidia TNT2 ekran kartı gibi bir sistemi yanlış hatırlamıyorsam şu andaki parayla 2.000 ytl gibi bir meblağa aldık. İşte benim için gerçek hayat da bundan sonra başladı. Öncelikle C/C++ programlama dillerini öğrendikten sonra, daha görsel işler yapabildiğiniz Visual Basic 6‘yı öğrendim (bütün bunlar 1 sene içinde oluyor). Yaş 15 olunca, o zamana kadar ezberlediğim ve bana büyük haz veren bilgisayar dergiciliğe işine girmeye karar verdim. Evet karar vermek güzel de, kim beni alacaktı ki =:-) Lise arkadaşım Ekin Koç ile birlikte hazırladığımız “iyisite.net” Web siteleri tasarım ve programlama yarışması vasıtasıyla tanıştığım Cüneyt Er, o dönemde NetLIFE Bilgisayar ve İnternet dergisinin yayın yönetmeniydi. “Yazılım’dan anlar mısın?” sorusuna aldığı “Hem de nasıl” yanıtıyla deneme yazısı göndererek başladığım 8 yıllık bilgisayar dergiciliği serüveni, bilgisayar dergiciliği piyasasının ekonomik sıkıntılar çektiği 2004 yılında sekteye uğradı. Bu döneme kadar sırasıyla NetLIFE, PC LIFE, PCnet ve PC WORLD dergilerinde yazarlık ve yazılım editörlüğü görevlerinde bulundum. En son geçtiğimiz yıl (2007) Eylül sayısı için BYTE dergisine hazırladığım kapak sonrası, piyasanın halen değişmediğini gördüm. Ben çok paragöz bir adam değilim, ama yaptığım işin az da olsa hakkını almak isterim. Yine duraklama dönemine girdiğim dergicilik dünyasının heyecanı halen içimdedir ve bir gün bu dünyaya kendi dergimle dönme arzusunu taşıyorum (olur ya da olmaz, biz isteyelim hele bir =:-)). Bu arada 2004 yılında KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’ne girdim (ÖSS zamanı dergiye yazı, şirketlere program yazarsan pek de iyi bir puan alamıyorsun =:-)). Şubat 2009 tarihinde “Bilgisayar Mühendisi” ünvanıyla mezun oldum.
Tabii bu zaman zarfında birçok programlama dili ve farklı bir işletim sistemi öğrendim: Linuxxxxxxxxxxxx =:-) Eğer bu adam neler biliyor böyle diye merak ediyorsanız, buyrun CV:
| English CV | ![]() |



Son Yorumlar